ANASAYFA / Haber / KURBAN, ADAK VE AKİKA (NESİKA) HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR

KURBAN, ADAK VE AKİKA (NESİKA) HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR

Kurban ne demektir?

Allah Teâlâ’ya mânen yaklaşmak (kurbiyet) için, ibâdet niyetiyle hususî bir vakitte kesilen hayvana kurban denir.

Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir. Buradan hareketle, kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği mallardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için boğazlamak demektir.

 

Kurbanın dini dayanağı nedir?

Kurban kesmek, hicretin 2. yılında meşru’ kılınmıştır. Meşrûiyeti, Kitab, Sünnet ve İcma’ ile sâbittir.

Kurban kesmenin Kitaptan, yani, Kur’an’dan delîli, Kevser suresidir. Bu sûrede Cenâb-ı Hak, Resûlüllah Efendimize hitaben:

“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmaktadır. Hanefî fakîhler, bu âyetten, kurban kesmenin vâcib olduğu ve emir peygamber Efendimize ise de umum mü’minlere de şâmil bulunduğu hükmünü çıkarmışlardır.

Kurban kesmeyi şiddetle emreden bâzı hadîs-i şerîfler vardır. Ebû Hüreyre’nin şu rivayeti bu hususta ibretli ve düşündürücüdür:

“Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen kimse bizim mescidimize yaklaşmasın…”

Görüldüğü gibi, hadîs’te, maddî durumu müsait olanın kurban kesmesi şiddetle emredilmektedir. Bu durumdaki kimselerin, kurban kesmezlerse, her türlü namazları ve ibâdetleri Allah tarafından kabûl olunmayacağı, “mescidimize yaklaşmasınlar” ifadesinden anlaşılmaktadır.

Hazret-i Enes de, Resûlüllah Efendimizin bizzat kendi elleriyle iki koç kurban ettiğini beyan

etmektedir.

Kurban kesmenin uhrevî mükâfat ve faydasına ise, bir hadîs-i şerîf’te şu şekilde işaret buyurulmaktadır:

“Kurbanlarınızı büyük büyük kesin. Muhakkak ki onlar, Sırat’ta sizin binek hayvanlarınızdır.”

Bu hadîs-i şerîfte, deve, inek gibi büyük baş hayvanları kurban etmeğe teşvik vardır.

Kurban kesmek, ilk insanla beraber başlamıştır. Hz.Adem’in çocukları Allah için kurban kesmişlerdi, ama birisinin niyeti halis olmadığı için onun kurbanı kabul edilmemişti. Kardeşinin kurbanı ise kabul edilmişti. Diğeri de onu kıskanmış ve öldürmüştü. Bu olayı bize Kur’ân-ı Kerim nakleder. (Mâide 5/27) Buradan hareketle kurbanda asıl olanın Allah rızası için kesme olduğunu da anlıyoruz.

Bunun dışında Kur’ân-ı Kerim’de pek çok yerde çeşitli vesilelerle önceki peygamberlere emredilen kurbanlardan, hacda kesilecek kurbanlardan söz edilir. Bütün dinlerde kurban vardır. Nihayet Kevser Suresi’nde ise Hz. Muhammed’e hitap edilerek onun ve ümmetinin kurban kesmesi emredilir. Hz. Peygamber de Medine’de sürekli kurban kesmiş ve hacda ise, muhtemelen altmış üç yıllık ömrünü esas alarak, 63 tane kurban kesmiştir.

İbn Mâce’nin naklettiği hasen derecesinde bir hadisi şeriflerinde ise: “Kim imkan bulur da kurban kesmezse bizim namazgahımıza yaklaşmasın” buyurmuştur.

 

Kurban kesmenin dini hükmü nedir?

Kevser Suresi’ndeki emrin bir başka manaya da gelme ihtimalinden ötürü, alimlerin çoğu kurbanın kesin bir farz olmadığı kanaatine varmışlardır. Hanefiler ise bu emrin, kesin yapılması gereken bir talepte bulunduğu, ancak bu farklı yorum ihtimaline bakarak buna inanmayanın dinden çıkmayacağı kanaatine varmışlardır. Böyle yapılması kesin olarak istenen, ama mahiyeti konusunda başka yorumlar da yapılabilecek şeyler için Hanefîler “farz” değil de “vacip” kavramını kullanırlar. Bu sebeple kurban Hanefilere göre vaciptir. Yani imkanı olanlar onu kesmelidirler ama bunu başka yorumlara bakarak yumuşatmakta serbesttirler.

Şafiilere göre ise kurban sünnettir, ama sıradan bir sünnet değildir. Yapılması gereken bir sünnettir, yani “sünneti lazıme” dir.

Müslim şöyle nakletmiştir. “Allah Rasulü Medine’de kurban bayram namazını kıldırmıştı. Bazı insanlar acele davranıp kurbanlarını kestiler. Hz. Peygamber’in kestiğini zannetmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) kendinden önce kesenlerin tekrar kurbanlarını kesmelerini emretti. Eğer kurban sadece isteyenlerin kesecekleri bir ibadet olsaydı, onların iade etmelerini emretmezdi.”

Sonuç: Hanefîlere göre kurban kesmek vaciptir, kesmeyen günahkar olur. Şafiîlere göre kesmek sünnettir, kesmeyen günahkar olmaz.

Kurban Kesmenin Hikmetleri:

1 – Kurban kelimesi, lügatta, kendisi ile Allah’a yaklaşılan şey mânasına gelir. Bu isimden de anlaşıldığı gibi kurban; Allah’a yaklaşma ve O’nun rızasını kazanma vesilesidir.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır:

“Biz her ümmet için kurban kesmeyi meşrû’ kıldık (emrettik).

Allah’ın rızık olarak verdiği dört ayaklı davarlar üzerinde (yalnız) Allah’ın ismini ansınlar (o

davarların) gerçek sâhibinin Allah olduğunu bilsinler) diye… O halde hepiniz O’na teslim olun. (Habîbim)! Sen itâatli ve mütevâzî olanları (ebedî saâdet ve selâmetle) müjdele..” (el-Hacc, 34).

Bu âyette kurban kesmenin, Allah’ın hatırlanması, yeryüzünde mevcut bütün hayvanların Allah’ın mülkü olup, sırf rahmet eseri olarak insanların istifadesine verilmiş olduğunun bilinmesi için emr olunduğu belirtilmektedir.

İnsan zamanla gaflete düşüp, sâhip olduğu malın, mülkün, servetin Allah’ın kendisine bir lütfu olduğunu unutabilir. Karun gibi her şey’e kendi çalışmasıyla, bilgi ve mehâretiyle sâhip olduğunu vehmederek, kendisinde bir kudret ve kuvvet görmeye, İlâhî nimetleri şahsına maletmeye başlar. Gururlanıp, haddini aşar.

İşte kurban emri, ona, sâhip olduğu mal ve mülkün, bağ ve bostanın, hayvanların, servet ve

paranın Allah’ın bir ihsanı ve lütfu olduğunu ve asıl mal sâhibinin Allah bulunduğunu hatırlatır. O’nun izni ve müsâadesi olmadan hiçbir şey’e sâhip olunamayacağını bildirir. O da gururu bırakıp mahviyet ve tevazua girer. Hakikî kulluk tavrını takınır, şükür vazifesini ifaya çalışır. Bu hal ise, onun Allah’a yaklaşmasına ve rızasını kazanmasına bir vesile teşkil eder.

2 – İnsanın yaptığı bütün ibâdetler gibi kurban kesmesine de Allah’ın ihtiyacı yoktur. Ancak Allah, kurban kesme emriyle kullarını imtihan etmekte, onların takvâlarını, ilâhî emre itâattaki titizliklerini, Allah’a yakınlık derecelerini ölçmektedir. Hacc sûresi, 37. âyette bu husus şöyle belirtilir:

“Onların ne (sadaka edilen) etleri, ne de kanları hiçbir zaman Allah’a (yükselip) erişmez. Fakat sizden O’na (yalnız) takvâ (Allah’ın emirlerine itâat ve yasaklarından ictinab titizliği) ulaşır…”

Bu âyette de görülüyor ki, kesilen kurbanlarda gaye; ihlas, takvâ ve Allah’a yaklaşmadır. Maksad, Allah’ı verdiği nimetleriyle hatırlama ve O’nun rızâsını kazanmaktır. Bu maksad ve gaye olmadıktan sonra kesilip dağıtılan etlerin, akıtılan kanların, ne kadar çok olursa olsun, Allah katında hiçbir değer ve kıymeti yoktur.

3 – Kurban aynı zamanda Hz. İsmail’in (A.S.) Allah için kurban edilmekten bir lütuf eseri olarak kurtuluşunun hatırlatılmasına da vesiledir.

Cenâb-ı Hak, İbrahim’i (A.S.) büyük bir imtihana tâbi tutmuş, sevdiği biricik evlâdını Allah için kurban etmesini istemiştir. Hz. İbrahim ile oğlu İsmail, her ikisi de bu isteğe, tam bir teslimiyet ve sadakat içinde uymuşlardır. Hazret-i İbrahim oğlunu kesmek üzere yatırmış ve bıçağı boynuna çalmıştır. Fakat bıçak İsmail’i (A.S.) kesmemiştir. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın muradı, Hz. İsmail’in kesilmesi değil, baba-oğul iki şanlı nebînin erişilmez teslimiyet ve sadakatlarının, ferâgat ve fedakârlıklarının, melekler ve kıyâmete kadar gelecek bütün insanlar tarafından bilinmesi, daima hatırlanması idi.

Bu hikmet tahakkuk ettiği için, bıçağa İsmail’i kesmemesini emr etmiş; Hz. İsmail’in yerine onlara Cennetten bir koç göndererek onu kurban etmelerini istemiştir. İşte kurban kesmek; bu büyük ve ibretli hâdisenin yıldönümünü kutlamak mahiyetindedir.

4 – Her yıl müslümanlar tarafından binlerce kurban kesilmektedir. Bu, bir bakıma, bir müslümanın Allah’a ibadet ve onun emrine uymak için her şey’ini fedâ edebileceğinin, Allah yolunda bütün varlığından vazgeçebileceğinin sembolik bir ifadesi olmaktadır.

5 – İslâmın koyduğu kurban kesme hükmü, aynı zamanda insanlar için büyük bir nimet ve rahmettir.

Bir yıl boyunca pek çok sıkıntılar çekmiş, belki de ağzına bir lokma et koyamamış fakirler, kurban bayramı münasebetiyle bol bol et yeme fırsatına kavuşurlar. Fazla gelen etleri kavurma yapıp uzun zaman o etten faydalanma imkânını elde ederler. İslâmın sosyal adâleti te’min edici bir hususiyeti de böylece ortaya çıkmış olur.

Kurban ne için kesilir?

Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.

Kurban ibadetinin  asıl amacı Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na yakınlaşmayı arzu etmektir. Kurban kesen, bu ibadetiyle Allah’a yaklaşmış ve O’nun hoşnutluğunu kazanmış olur. Kurban, aynı zamanda bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma örneğidir. Kesilen kurbanlardan maddi olarak daha çok yoksullar yararlanır. Görüldüğü gibi bu ibadetin ruhunda Hakka yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban; -fıkhi hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların simgesi  ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri dini hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun sembolik bir ifadesidir.

İslam Dini; ferdi, ruhi-derûni hikmetlere ve insanî erdemlere ulaştırmayı öngörürken; toplumlar için, birleştirici ve bütünleştirici bazı emir ve uygulamalar da getirmiştir. İslam dininin bu üstün özelliği, zekât, hac ve kurban gibi sosyal boyutlu malî ibadetlerde, daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ibadetler başlangıçtan bütün Müslüman toplumlarda, genel esasları ve özü hiç bir değişikliğe ve müdahaleye uğramadan  devam etmiş ve yeni nesillere intikal ettirilmiştir.

 

Kimler kurban kesmelidir?

Kısaca hali vakti yerinde olanlar, yani zenginler kurban keserler. Bunun ölçüsü ise temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, kendisini zengin kılacak kadar malı mülkü bulunmaktır. Böyle olan malın mülkün üzerinden, zekatta olduğu gibi bir yıl geçmesi de gerekmez.

Kurban Kesmek Kimlere Vâcibtir?

Bir kimseye kurban kesmenin vâcib olması için, şu şartların bulunması gerekir:

1 – Müslüman olmak.

2 – Hür olmak.

3 – Mukîm olmak. Seferî (yolcu) olmamak.

4 – Fıtır sadakasını vâcib kılan zenginliğe sâhip olmak.

5 – Âkıl ve bâliğ olmak.

Bu beşinci şart, İmamlar arasında ihtilâflıdır. Bâzılarına göre kurbanın vâcib olması için âkıl ve bâliğ olmak şart değildir. Zengin olan çocuk ile akıl hastalarına da kurban düşer. Velîleri onlar namına onların kurbanlarını keserler.

Zekât ve fıtır sadakası için nisab miktarı 80 gram altın ile 561 gram gümüştür.

Ailede yeterli birikimi olan karı-kocadan ve çocuklardan her birinin kurban kesmesi gerekir mi?

Hanefiler, şahsi malı bulunan herkesi başlı başına bir mükellef sayarlar ve böyle olan birisi, ister kadın olsun ister erkek olsun kurban kesmelidir derler. Diğer mezhepler ise, her bir ferdin ne kadar parası bulunursa bulunsun, bir eve bir kurban yeter diye düşünürler.

 

Kadın kurban kestirebilir mi?

Bir önceki soruya verdiğimiz cevaptan da anlaşılacağı üzere, Hanefilere göre kadının da kendi malı mülkü, altını ya da parası varsa onun da kurban kesmesi gerekir. Hatta kadın eve bakmakla yükümlü olmadığı için, onun temel ihtiyaçlarını karşılayacak parasının bulunması aranmaz. Çünkü onları zaten erkek karşılayacaktır. Öyleyse zengin olan kadın kurban keser, ya da vekalet vererek kestirir.

 

Yolcunun kurban kesmesi gerekir mi?

Dini ölçülerle yolcu sayılan bir insana kurban kesmek vacip değildir. Ancak bizzat kendisi keserse, ya da vekil tayin ettiği kişiye kestirirse güzel bir iş yapmış olur. Kesilen kurban nafile hükmündedir.

Yolcu kurban kesmekle mükellef değildir. Ancak kesmesi halinde sevabını kazanır. Sefer halinde iken kurban kesenler; bayram günleri içinde memleketlerine dönerlerse, yeniden kurban kesmeleri gerekmez. Sefer halinde iken kurban kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine dönenler, kurbanlarını keserler.

 

Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?

Hayır asla! Çünkü ibadetlerin cinsini ve keyfiyetini biz tayin edemeyiz. İbadetler tamamen Mabudun bildirdiği gibi olmalıdır. Başka türlü verme ibadetleri zaten vardır. Kişi onlardan yapması gerekenleri de yapacak, gerekiyorsa kurbanını da kesecektir.

Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet olsun; kurban ibadeti belirli şartları taşıyan hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allâh Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Ancak, bu iki ibadetten birinin diğerinin alternatifi olarak sunulması dini açıdan doğru değildir.

Nitekim Peygamber (a.s.) Efendimiz de, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl kurban kesmiştir. (Buhârî, Hac 117, 119; Müslim, Edâhî 17).

Ayrıca hadisi şeriflerde kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağı ve kurban edilen hayvanın her unsurunun kişinin hayır hanesine yazılacağı ifade edilmiştir. (Tirmizî, Edâhî 1; İbnu Mâce, Edâhî 3).

 

Kurban ne zaman kesilir?

Kurban, kurban bayramının ilk üç gününde kesilir. Kurban kesim vakti, Bayram namazı kılınan yerlerde, bayram namazı kılındıktan sonra, bayram namazı kılınmayan yerlerde ise sabah namazı vakti girdikten sonra başlar. Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak kurbanların gündüzleri kesilmesi uygundur. Bayramın birinci günü kesmek daha faziletlidir.

Şafii mezhebine göre ise kurban bayramın  dördüncü günü de kesilebilir.

 

Bir kurbana kaç kişi ortak olur?

Koyun veya keçinin bir kişi tarafından; sığır, manda ve devenin ise, yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebileceği Hz. Peygamber’in hadisleri ve uygulamaları ile sabittir (Ebû Dâvûd, “Dahâyâ”, 7-8). Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift hisse olarak kesilebilirler.

Büyük baş hayvanlara birden yedi kişiye kadar ortak olabilir. Hayvan kurban olacak yaşta ve özelliklerde bulunduktan sonra, etinin az ya da çok olması, ortak sayısını belirlemez. Küçük ve eti az olsa dahi büyük baş hayvanlara yedi ortak olabilir. “Bu kurban ancak beş kişilik, ya da üç kişilik olur” gibi ifadeler, kişi başına gelecek etin belli bir miktarda olmasını anlatmak için söylenir. Yoksa büyük baş bir hayvan kurban olma özelliklerini taşıdıktan sonra ona yedi kişi ortak olabilir.

 

Hangi hayvanlar kurban olarak kesilir? Bu hayvanlar hangi nitelikleri taşımalıdır?

Kurban ancak keçi koyun, sığır deve ve mandadan olur. Bunun dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Çünkü kurban bir ibadettir ve ibadetleri Hz. Peygamber nasıl öğretmişse ancak öyle yapılırlar.

Tavuktan, deve kuşundan vb. hayvanlardan kurban kesmeye kalkan, veya bunların kurban olabileceğini söyleyen ya da bu hayvanlardan bir kurban adayan insan bir bidat işlemiş olduğu için günahkar olur. Hatta böyle bir iddiaya küfür diyen alimler dahi vardır.

Kurban kesilecek hayvanlar kendi cinsinin olgun yaşına geldiğinde ve ortalama bir büyüklükte olduğunda kurban kesilebilirler. Her hangi bir arıza ya da hastalık bunları ortalama değerden düşürmüşse kurban kesilemezler. Çünkü kurbanda bir bakıma şöyle bir mana vardır: “Ya Rab! Ben senin rızan için bir koyun, ya da bir keçi vb kesiyorum”.

Durum böyle olunca normal bir keçi ya da normal bir koyun sayılmayan, arızalı bir hayvanı kurban etmek uygun olmaz. Bu konudaki ölçü şu hadisi şeriftir: “Kurbanda belirgin kör, belirgin hasta, belirgin topal ve kemiklerinde iliği kalmamış kadar zayıf hayvanlar kurban olmaz”.

Ayrıca tek gözü olmayan ve boynuzları kırılan hayvanların da kurban olmayacağı söylenmiştir. Çünkü bu arızalar bir hayvanı kendi cinsinin ortalaması olmaktan çıkarır. Ancak besili olsun ya da zarar vermesin diye küçükken boynuzları köreltilen hayvanlar böyle değildir. Çünkü bu durum hayvanın değerini düşürmez, aksine artırır.

Kurban, Koyun-keçi, sığır-manda ve deveden olur. Bunlar dışında kalan hayvanlardan kurban olmaz. Bu üç cins hayvanın hem dişisinden, hem de erkeğinden kurban olur. Koyun ve keçi bir yaşını, sığır iki yaşını, deve ise 5 yaşını doldurmadan kesilmemelidir. Bu yaşlar, yaklaşık olarak bütün mezheplerin ortak görüşüdür. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 3/315) Ancak Hanefî ve Hanbelî mezhebine göre, 6-7 aylık kuzu yavrusu, bir yaşındaki gibi cüsseli ve gösterişli ise, kurban olarak kesilebilir. Keçinin ise bir yaşını doldurması şarttır.

 

Kurbanlık hayvanlardan hangileri ortak olarak kesilebilir?

Büyük baş hayvanlara birden yediye kadar ortak olunabilir. Küçük baş hayvanlardan ise ancak bir kurban olur.

 

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?

1. Kurban keserken özellikle hayvana sıkıntı vermemeye dikkat etmelidir. Şehirlerde gördüğümüz ve hayvanların itilip kakılarak, dövülerek kurban edilmesi vahşiliktir, İslam ahlakına sığmaz. Böyle eziyet eden insanlar sanki on günah işlemiş iki sevap almış gibidirler. Bu kadar günah almaktansa sevabı terk etmek daha iyidir. Müslümanlar kurban keserken hayvana nasıl şefkatle davranılacağını gösterme şansı yakalarlar. Bu şansı kaçırmamalı ve müslümanın merhametini ve diğerlerinden farkını göstermelidirler.

2. İkinci önemli mesele, temizlik ve insanları tiksindirmemedir. Şehirlerde gördüğümüz manzaralar, Müslümanlığın belirtileri değildir. Bizden Allah kurban kesmemizi ister, etrafı pisletmemizi değil. Ve Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: Allah her şeyin ihsan ile yapılmasını şart koşmuştur. (İhsan, bir şeyi yapılabileceğinin en güzeliyle yapmaktır). Öyleyse boğazlarken de ihsan ile boğazlayın, bıçağınızı iyi bileyin ve hayvanınızı rahatlatın”. Bu konuya Müslümanlar çok; ama çok dikkat etmeli ve her fırsatta dine ve dindarlara saldırmak isteyenlere fırsat vermemelidirler.

 

Hayvanı önce bayıltmak, sonra kesmek ve birden fazla hayvanı birden kesmek, yahudi ve hristiyanların kestiklerini yemek caiz midir?

Fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku ile veya narkoz vererek bayıltılması, bu hayvanın kurban olarak kesilmesine engel ayıplarından sayılmaz. Çünkü kurbana engel ayıp, kesim esnasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden mevcut olan ve emsaline göre hayvanın değerini noksanlaştıran kusurlardır. Kesim esnasında meydana gelen kusurlar, kesim işlemine dahil bir ameliyye olup, kurbana engel ayıp sayılmaz. Bu itibarla, canlı olarak (şok etkisi ile ölmeden önce hemen) kesilmek kaydı ile kurbanlık hayvanın elektrik şoku ile bayıltılarak kesilmesi caizdir. Hayvan henüz kesilmeden, şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı gibi, eti de yenilmez.

Bu nedenle bayıltılmış hayvan, usulüne uygun olarak kesildiğinde eti yenir. Kanın tamamen boşalıp boşalmaması hükmü değiştirmez. Kafasına vurulduğunda hayvan ölürse, ölmüş hayvanı boğazlamak onu helal kılmaz. Yurt dışında yapılan uygulamada hayvanın, kesilmeden önce ölüp ölmediğini sormak ve anlamak gerekir.

Hayvanların öldürülme usulünün islama uygun olması konusunda büyük ve küçük baş hayvanlar arasında çok fark yoktur. Her ikisinin de ya müslümanlar veya ehl-i kitap (yahudi ve hristiyanlar) tarafından usulüne uygun olarak öldürülmüş olması gerekir. Birden fazla hayvanı bir makinede, düğmeye bir basmada kesmek caizdir. Kesen ya Müslüman veya ehl-i kitap olacaktır. Hristiyanların kestikleri, kendi dinlerine göre yeniyorsa, o eti Müslümanlar da yiyebilirler; yeter ki et domuz, yılan gibi eti haram olan hayvanlardan olmasın!

 

Kurban eti nasıl değerlendirilmelidir?

Kurban kesmekten asıl amaç, Allah için kan akıtmaktır. Bu yapıldıktan sonra kurban tamamdır; ancak elbette kurban kesmenin hikmetlerinden biri de fakir fukaranın et yemesidir. Bunu sağlamak ve kurban etini olabildiğince dağıtmak gerekir.

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de eve ayrılmasını tavsiye etmiştir (Ebû Dâvûd, “Dahâyâ”, 10). Ailenin ihtiyaç durumuna göre etin tamamı evde bırakılabileceği gibi, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğunun hatta tamamının dağıtılması uygun olur.

 

 

Kurban bağışlanabilir mi?

Kurban elbette bağışlanabilir. Kurbanını keser ve etini olduğu gibi bir şahsa, şahıslara, ya da kurumlara bağışlayabilir. Kendisi adına kurban kesilmek üzere kurbanının parasını da bağışlayabilir, yani birisini vekil kılabilir. Ancak kurban kesmek yerine onun parasını bağışlamakla kurban görevini yerine getirmiş olmaz.

 

Hayır kurumlarına vekalet vererek kurban kesilebilir mi?

Elbette güvendiği ve bu görevi hakkıyla yerine getirdiğinden emin olduğu kurumlara kurbanını verebilir, onları vekil ederek kesilmesini onlardan isteyebilir. Ancak kurbanın bir ibadet olduğunu bilmek gerekir. Bu sebeple kesilen kurbanların etlerinin günah olmayan şekilde ve Müslümanca kullanılıyor olmasına dikkat etmeli ve bunu aynı zamanda takip etmelidir.

 

Hayır kurumlarına bağışlanan kurbanlar için de şükür namazı kılınır mı?

Kurban için kılınan iki rekat şükür namazı, kurbanını kendi kestiğinde de, başkasına kestirdiğinde de kılınmalıdır. Bunu kılmak şart/farz değildir; ama kılınması sünnettir, sevaptır.

 

Taksitle kurban alınabilir mi?

Kurbanın peşin alınma zorunluluğu yoktur. Helal olan her türlü alışverişle kurban da alınır. Taksitle alış veriş caiz olduğuna göre kurbanı da taksitle almak caizdir.

 

Borç para ile kurban kesilir mi?

Borç para ile başka şeyler almak caiz olduğuna göre kurban almak da caizdir.

 

Ölmüş kişiler için de kurban kesilir mi?

1. Ölü adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir.

2. Sevabı Peygamberimiz (s.a.v.)’ın mübarek ruhuna veya başka mübarek zatların ruhuna bağışlanmak üzere kurban kesmek caizdir.

 

Bayramda adak kesilir mi?

Bayramda adak kesilir. Hatta bazılarına göre “Kurban” denen şey, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan olduğu için, “Ben bir kurban keseceğim” diye adak adayan insan, sanki kurban bayramında bir kurban keseceğim, demiş olacağından, adaklar da ancak kurban bayramında kesilir. Fakat bizim dilimizde “Kurban” dendiği zaman bu anlaşılmadığı için, adaklar, özellikle kurban bayramında denmiş olmadıkça, her zaman kesilebilir.

 

Adak ne demektir?

Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.

 

Adak bağışlanabilir mi?

Adak kurban elbette bağışlanabilir. Kişi adak kurbanını keser ve etini olduğu gibi bir şahsa, şahıslara, ya da kurumlara bağışlayabilir. Kendisi adına adak, akika, şükür kurbanı kesilmek üzere kurbanının parasını da bağışlayabilir, yani birisini vekil kılabilir, vekil kıldığı kişi de kurbanı keser veya kestirir.

 

Hayır kurumlarına vekalet vererek adak, akika, şükür kurbanı kesilebilir mi?

Elbette güvendiği ve bu görevi hakkıyla yerine getirdiğinden emin olduğu kurumlara kurbanını verebilir, onları vekil ederek kesilmesini onlardan isteyebilir.

 

Kur’an’da anlatılan Habil ve Kabil olayından dolayı, kurban kesmek için takva sahibi olmak şart mıdır?

Kurban ibadetini yerine getirmenin şartlarından biri takvâ değildir; takvâ genel olarak müminlerin elde etmeleri ve geliştirmeleri gereken bir vasıftır. “Kurban ibadeti vaciptir, sünnettir; kesmezsem Allah’a itaatsizlik etmiş, Hz. Peygamber’in sünnetini terk etmiş olurum” düşüncesi bir takvâdır ve bu düşünce de hemen her kurban kesende vardır.

Hz. Âdem’in iki oğlunun kurbanları konusu Kur’an’da açıklanmıştır (Maide. 5/27-31). Buna göre oğullardan birinin kurban ibadetinin kabul edilmemiş olmasını, diğer (kurbanı kabul edilen) oğul “takvâ” ile açıklamakta, “ibadetin ancak takvâ sahibi olanlardan kabul edileceğini” ifade etmektedir. Burada takvânın ne mânaya geldiği de âyetin devamından anlaşılmaktadır: Kurban’ı kabul edilmeyen oğul, kıskançlık yüzünden kardeşini öldürmek istemektedir. Bir kulun Allah’a bağlılığı, O’na karşı sevgi ve saygısı, itaatsizliğin sebep olacağı kötü sonuçlardan korkması (takvâ) onun kıskançlık duygusunu veya başkaca nefsani arzularını yenmesine yetmiyorsa takvâsı eksik demektir; takvâsı eksik olanların itaatı (kulluğu) da eksik olur, ibadetlerini Allah için değil, başka saik ve sebeplerle yapmış olabilirler ve ibadetin kabul edilmemesi işte bu “niyet ve saik” kusuruna bağlıdır. Ayrıca bir kimse diğerinde takvâ olup olmadığını bilemez, kendisinde takvâ duygusu ve buna bağlı davranışların bulunup bulunmadığını ise bilir. Allah emrettiği, Hz. Peygamber de yaptığı için ödev bilerek kurban kesen kimsede -bu mânada- takvâ vardır.

 

Gebe hayvanın ya da yeni doğuran hayvanın kurban edilmesinin sakıncası var mıdır?

Doğumu yaklaşan gebe hayvanı ya da yeni doğuran hayvanı kurban olarak kesmek mekruhtur. Doğacak yavruların telef edilmesi söz konusu olduğu için gebe hayvanın kurban edilmesi doğru değildir.

 

İki kişinin keseceği kurbana üçüncü kişi girebilir mi?

Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift sayıda ortak tarafından kurban edilebilirler. Buna göre iki ailenin ortak kestiği bir hayvana mutlaka üçüncü bir kişinin ortak olması gerekmez. Bir kimse, kurbanlık olarak aldığı sığıra, sonradan bir veya daha fazla kişiyi ortak edebilir.

 

Kurbanın başının koparılması gerekir mi?

Hayvana eziyet verilmemesi amacıyla hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılması hoş karşılanmamıştır. Canı çıktıktan sonra başının vücudundan ayrılmasında sakınca yoktur.

 

Vekalet yoluyla kurban kesilebilir mi? 

Kurbanı bizzat kişinin kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban, mali bir ibadettir. Mal ile yapılan ibadetlerde ise vekalet caizdir.

Kurbanı kişi kendi bulunduğu yerde vekalet vererek kestirebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet vererek kestirebilir. Aynı şekilde vekalet, sözlü olarak verilebileceği gibi, yazılı olarak, telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir.

Kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması, -kurbanın sahih olması için- gerekli değildir. Bunlar vekalet yoluyla da yapılabilir.

 

Kurbanlık hayvanın sütünden, yününden, derisinden, sakatatından sahibinin yararlanmasının bir sakıncası var mıdır?

Bir kimse, kendi evinde besleyip büyüttüğü veya kurbanlık olarak satın almadığı bir ineğini, kurbana bir müddet kala kurban edeceğine niyet etse de bu ineğinin sütünü yiyebilir, ondan istifade edebilir. Fakat kurban olarak alınan bir hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak uygun değildir. Şayet yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak verilmelidir.

Kurbanın deri, et, yağ, baş, ayak, yün ve süt gibi parçalarının satılması mekruhtur. Eğer böyle bir şey yapılırsa kıymetinin tasadduk edilmesi gerekir. Kurban, sırf Allah rızasını kazanmak için kesildiğinden kurbanın etinin ve diğer parçalarının satılarak bedelinin sahipleri tarafından harcanması caiz değildir. Eğer böyle bir şey yapılmışsa, kıymetinin tasadduk edilmesi gerekir.

 

Kurban etinden Kasap ücreti verilebilir mi?  

Kurban etinden kasap ücreti de verilmez. Hz. Ali’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Resulullah (a.s), develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve kasap ücretini biz kendimiz veririz” buyurdu. (Müslim, Edahî, 28; Ebu Davud, Edahî, 9; Nesâî, Dahâyâ,37)

 

Kurban etinin ve derisinin satılması caiz midir?

 

 

Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir. Hz. Peygamber, veda haccında Hz. Ali’ye, kurban olarak kesilen develerinin başında durmasını ve bunların derileri ile sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan bir şey vermemesini emretmiştir (Ebû Dâvûd; “Menâsik”, 20). Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz değildir. Derinin satılması halinde bedelinin yoksullara verilmesi gerekir. Ancak şart koşmamak kaydıyla kurbanın eti veya derisi kesene bağışlanabilir.

İsteyen kimse, önceden bedelini ödeyerek, müslümanların kurduğu bir vakıf ya da bir kuruluş organizesiyle vekaleten kurbanlarını kestirmeleri ve bu kurbanların etlerinin yoksul müslümanlara et olarak ulaştırılması caiz olduğu gibi söz konusu etlerin, kısmen veya tamamen et olarak Müslümanlara ulaştırılması imkanının sağlanamaması halinde bunların rayiç bedelle satılarak bedelinin uygun yerlere sarfedilmesinde dinen bir sakınca yoktur.

 

Kurbanın yenilmeyecek yerleri nelerdir?

Kurbanın yenilmesi caiz olmayan azaları şunlardır :

* İdrar yolu (ferci)

* Hayaları

* İdrar torbası

* Safra kesesi (öd)

* Akan kanı

* Tenasül uzvu

Hayvanın bu kısımları kesildikten sonra parçalanırken ayrılır ve atılır.

 

Kurbanın derisi ne yapılır?

Kurbanın derisi sahibi tarafından istenirse seccade veya evde kullanılabilecek bir eşya yapılabilir. Kurban sahibi derisini istediği gibi tasarruf eder, dilediği hayır müessesesine verebilir.

 

Hac kurbanları Türkiye’de kestirilebilir mi?

İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadeti, Müslümanların Mekke’de bulunan Kabe’yi ve çevresindeki kutsal mekanları, bu ibadet için tahsis edilen belli zaman dilimi içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmeleri ve yapılması gerekli diğer görevleri yerine getirmeleridir.

Hac ibadeti, ifrad, temettu’ ve kıran olmak üzere üç şekilde eda edilebilir.

Sadece hacca niyet edilip, umreye niyet edilmeyen ifrat haccında kurban kesmek zorunlu değildir.

Temettu haccı (aynı hac mevsiminde önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra hac için tekrar ihrama girilerek yapılan hac) ile kırân haccı (bir niyetle hac ve umre  için ihrama girilerek yapılan hac)’nda harem bölgesinde (Kabe ve civarı) şükür kurbanı (hac kurbanı, hedy) kesilmesi vaciptir (Bakara 2/196). Bu nedenle,  hac kurbanının harem bölgesi dışında kesilmesi caiz değildir. Bu konuda din bilginleri arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

Hac’da kesilen bu kurbanı, hacının bizzat kendisi veya vekalet verdiği bir kimse kesebildiği gibi, kurban organizasyonunun yürüten İslam bankası aracılığı ile de vekaleten kestirebilmektedir.

İslam bankası tarafından kesilen kurbanlar, o yörede ve İslam dünyasının çeşitli bölgelerindeki fakirlere ulaştırılmaktadır.

Hacda bulunan kişilerin, hac kurbanı (hedy) dışında, Bayram münasebetiyle nafile olarak kurban kesmek istemeleri halinde, bunu vekalet yoluyla Türkiye’de veya başka bir ülkede kestirebilirler..

 

Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?

Kurban ibadeti, kurbanlık hayvanı kesmek suretiyle yerine getirilir. Bunun  için kurban bayramında kesilen kurbanı veya adak kurbanını kesmek yerine, parasını fakirlere vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olmaz.

Fıkhi hükmü ister vacip, ister sünnet olsun; kurban ibadeti belirli şartları taşıyan hayvanların usulüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilir. Kurban bedelini yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz. Şüphesiz Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Ancak, bu iki ibadetten birini diğerinin alternatifi olarak algılamak dini açıdan doğru değildir.

Nitekim Peygamber (a.s.) efendimiz de, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. (Buhârî, “Hacc”, 117, 119; Müslim, “Edâhî”, 17).

Hz. Peygambere (s.a.v.) kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. (Tirmizî, “Edâhî”, 1; İbn Mâce, “Edâhî”, 3)

 

Kurban kesildikten sonra fiyat belirlenmesi (Kurbanın Kilo İle Alınıp Satılması) caiz midir?

Kesildikten sonra sakatatını kellesini ve derisini hesaba katmaksızın geri kalan eti tartılarak kilosu şu kadardan fiyatı tespit edilmek üzere pazarlık edilerek satın alınan hayvanın kurban olarak kesilmesi ve yapılan bu alış-veriş caizdir.

Şu kadar var ki kilo fiyatının rayiç bedel şeklinde muallakta bırakılmayıp kaçtan olacaksa belirlenmesi ve derisi, kellesi, sakatatı gibi kısımlarının satıcıda kalmak üzere akitten istisna edilmemesi gerekir.

Aynı şekilde canlı olarak tartılarak kilosu şu kadardan fiyatı tespit edilmek üzere satın alınan hayvanın da kurban olarak kesilmesi ve yapılan akit caizdir.

Kilosunun fiyatı belli olmak kaydıyla, bir hayvanın canlı iken, yahut kesildikten sonra et olarak tartılıp fiyatının belirlenmesi suretiyle satılması caizdir.

 

İhmal sebebiyle zamanında kurban kesmeyen ne yapmalıdır?

Şartlarını taşıdığı halde ihmal v.b sebeplerle kurban kesmeyen bir kimsenin, o yıla mahsuben, bir kurban bedelini fakirlere vermesi, ayrıca  tevbe ve istiğfar etmesi gerekir.

 

Alınan kurbanlığın ölmesi durumunda ne yapılır?

Almış olduğu kurbanlık hayvanı ölen kişi, yükümlülük şartlarını taşıması halinde, Bayramın ilk üç gününde ise yeni bir kurbanlık alıp kesmesi, Bayram günlerinden sonra ise kurban bedelini tasadduk etmesi gerekir.

Zengin bir kimsenin aldığı kurbanlık hayvan, kurban günlerinden önce ölürse, bu kimsenin yeniden bir kurbanlık hayvan alması gerekir.

Zengin bir kimse bir şahısa para verip “bununla kurbanlık hayvan al ve benim adıma kurban kes” dese; ancak bu şahıs parayı harcasa; zengin olan şahıs da bu durumu eyyam-ı nahr (kurban kesim günleri) geçtikten sonra öğrense vekilin söz konusu parayı tazmin etmesi gerekir. Zengin olan kimsenin kurban yükümlülüğü düşmez. Ancak eyyam-ı nahr geçtikten sonra bu paranın fakirlere tasadduk edilmesi gerekir.

 

Erkeğin eşi için kurban kesmesi gerekir mi?

İslam dininde ferdin mülkiyeti esas olduğundan ailede (karı-koca) zengin olan kişi kim ise kurbanı onun kesmesi gerekir. Kişi dilerse karısı veya çocukları adına kurban kesebilir.

 

Kesilen kurbanın kanından sürmenin bir sakıncası var mıdır?

Kesilen kurbanın kanından eve, arabaya, alna sürülmesi ve bundan bereket umulmasının dini bir temeli yoktur; eski örf ve âdetlere dayanmaktadır.

 

Adetli kadın ve cünüp erkek kurban kesebilir mi?  

Hayvan kesiminde, gerekli yeterlilik ve şartları taşıyan kişi; kadın olsun, erkek olsun kurban kesebilir.

Hayız gören kadın veya cünüp bir erkek kurban kesebilir. Kestiği de yenir.

 

Ana rahmindeki çocuk için kurban kesmek gerekir mi?

Anne karnındaki bebek için kurban kesilmesi gerekmez. Ancak kişi hanımım hamile kalırsa kurban keseceğim diye adakta bulunması halinde bu kişinin kurban kesmesi gerekir.

 

Kesilen kurbanın hasta olduğunun ortaya çıkması halinde yeniden kesmek gerekir mi?

Kesilen kurbanın hasta olduğu ortaya çıkıp, etinin  sağlık sebebiyle imha edilmesi halinde, eğer kurban  kesme günleri (bayramın ilk üç günü) çıkmamış ise iade edilen  para ile yeni bir kurban kesilmesi, kurban kesme günleri geçmiş ise, bu paranın fakirlere tasadduk edilmesi gerekir.

 

Kurbanlık hayvanların gebe kalmasını önlemenin bir sakıncası var mıdır?

Allah Teâla diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanların hizmetine vermiş ve onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helal kılmıştır.

Ancak kurbanlık için hazırlanan hayvanların daha fazla etlenmelerini temin maksadıyla gebeliklerinin sonlandırılması; fıtrata müdahale, ekolojik dengenin korunması ve hayvanlara karşı şefkatli davranma çerçevesinde ele alındığında dinen uygun değildir.

Dinimizce uygun görülmeyen şeyleri yapmak günah olduğu gibi, böyle şeylere rıza göstermek ve aracı olmak da günahtır. Ancak, kurbanlık veya etlik olarak beslenen hayvanların gebe kalmalarını engelleyici ilaç ve benzeri şeylerin kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur.

 

Kurban Bayramında yapılan ibadet ve merasimlerin dindeki yeri nedir, farz mıdır, sünnet midir?

Ezanımız, camimiz, minaremiz, selamlaşmamız, günlük dildeki dinî motiflerimiz, giderek açılsa bile kılık kıyafetimiz, bayramlarımız, âdâb-ı muaşeretimiz (görgü kurallarımız)… Müslümanlar olarak bizim alâmet-i fârıkamızdır (bizi başka din ve kültür mensuplarından ayıran işaretlerimiz, nişanlarımız, şiarlarımız, sembollerimizdir). Bugün bu nişanlarımızı korumak dünkünden daha önemli hale gelmiştir; çünkü artık topluluğumuz çoğulcudur, çok kültürlüdür, çok inançlıdır; bu çoklar yedi renk gibi ayrışmış, birbiri ile alakalarını asgariye indirmiştir; artık bu renklerin birleşerek bir aydınlık, bir aydınlatıcı ışık olması şöyle dursun, bazılarının çok severek kullandıkları mozaik bile oluşturmaktan uzaktır.

Müslümanların vazgeçilmez değerleri üzerine titremeleri gereken bir unsur da inanç (din, iman) nişanlarıdır. Onlar manaları, muhtevaları, içte ve derinde olanları muhafaza eden zarflardır, siperlerdir, zırhlardır; işleri ve işlevleri yalnızca korumaktan ibaret de değildir, onlar aynı zamanda telkin eder, talim eder, terbiye eder.

Bu bayramda kurban keseriz, bayram sabahı bayram namazı kılarız, Arafe günü sabah namazından sonra başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonuna kadar devam etmek üzere “teşrık tekbirleri” getiririz, yoksullara kurban eti dağıtırız, ölü (mezarlarda) ve diri (evlerde) yakınlarımızı ziyaret ederiz, halleşir, dertleşir, hasret giderir, muhabbeti arttırırız. Günümüzde haberleşme imkanları geliştiği için ziyarete gidemediğimiz yakınlarımızı telefon vb. vasıtalarla arar, hal hatır sorar, bayramlarını tebrik ederiz.

Bayramda yapılan bu ibadetler ve merasimlerin dindeki yeri (hükmü; farz mı, vacib mi, sünnet mi olduğu) tartışılıyor. Asıl sorulması gereken soru şudur: Bunlar terkedilirse ne olur, neleri kaybetmiş oluruz? Bize göre en önemlisi bir şiarımızı kaybetmiş oluruz; “Şiarı kaybetmek caiz midir?”, soru böyle sorulmalıdır.

Hiçbir İslam mezhebinde kurban, terkedilmesinde sakınca bulunmayan, yapılması da fazla önemli olmayan bir ibadet değildir; kurban önemli bir ibadettir, Hz. Peygamber (s.a.) buna önem vermiş ve hayatı boyunca yerine getirmiştir.

Bir müslüman gerekli ve meşru olmadıkça otu bile koparmaz. Gerekli ve meşru olunca insanı bile öldürür (savaşta düşman öldürülür ve düşman bir insandır). Kurban kesmek, başka hikmetleri yanında işte bu şuur ve teslimiyetin de sembolüdür, eğitimidir.

Şiarlarımızı koruyalım, yoksa bu toz duman içinde her şeyimizi kaybedebiliriz.

 

“Kurban kesmek insandaki şiddet eğilimini güçlendirir, sevgi ve merhamet dîni olan İslâm’da bu olmamalıdır” diyenler var; siz ne dersiniz?

Kurban bayramı yaklaşınca hayvanseverler ve etyemezler kurban kesmenin şiddetle ilgili yönünü öne çıkarıp bunu tartışıyorlar, kurban kesmek isteyen müslümanlar bazı detayları merak ediyor ve bu arada kurban derilerini ve etlerini istedikleri yere verme haklarını kısıtlayanları konuşuyorlar. İslâm âlemi kurban bayramı ve hac ibâdetinin manevî atmosferi içinde dinî tefekkür ve heyecanın yüce ufuklarına kanat açıyor..

Şiddet kayıtsız ve sınırsız olarak mahkûm edilemez; bir milletin maddî ve manevî değerlerine göz diken ve saldıran düşmana karşı şiddetin adı cihaddır, meşrû savaştır, bu savaşta ölenlere şehid, kalanlara gâzî denir. Tartışılan şiddet içeriye ve dışarıya, kendi insanlarına veya başka insanlara yönelik “haksız, hukuksuz” şiddettir.

Av yaparak veya belli usûller ile öldürerek hayvanların etinden ve başka parçalarından yararlanmak insanlık kadar eskidir, bütün ilâhî dinlerde meşrûdur ve ahlâka da aykırı değildir. Eğer insan dışındaki canlılar; gerektiği, insanlar buna ihtiyaç duydukları halde öldürülmeyecekse ne tarımcılık yapılabilir hattâ ne de -gözle görülmeyen canlılara basıp öldürme ihtimâli bulunduğu için- kırda bayırda yürünebilir. Merhamet adına söylenebilecek şey, hayvanların gereksiz yere öldürülmemesi ve gerektiği için öldürülecek hayvana eziyet edilmemesidir.

Kurban kesmekle insandaki şiddet eğilimi arasında kurulan ilişkiler, kurban keserek şiddet arzusunu tatmin eden insanın başka canlılara ve insana yönelik şiddet eğiliminin azalacağı gibi düşünceler, ilmî verilere dayanmamaktadır. Şiddeti azaltacak şey sevgidir, merhamettir, özellikle bütün yaratıkların sahibi ve yaratıcısı olan Allah sevgisidir, O’nun merhametinden yansımalara sahip olmaktır; bunlar da sağlıklı bir din ve ahlâk eğitimi ile elde edilir.

Sâffât sûresinde (102-110) Hz. İbrâhim’in, oğlu yerine kestiği kurban olayı güzel ve etkili bir üslûp içinde özetlenmiştir. Buna göre Hz. İbrâhîm rüyasında, Allah için oğlunu kurban ettiğini görmüş, bunu teslimiyet sembolü olarak almak yerine zahiri ile alıp uygulamaya kalkışmış; onun ve oğlunun bu itâat, fedâkârlık ve teslimiyeti Allah tarafından kurban olarak kabûl edilmiş ve bunun yerine bir koç kurban etmesine izin verilmiş, koç kurbanı, oğul (can) kurbanı yerine geçmiştir. Bu kurbanın gökten indirildiği, cennetten geldiği şeklindeki rivâyetler âyetlerde ve sahîh hadîslerde yoktur.

Konuyla ilgili ilave soru ve cevapları:

Kurban kesilirken besmele çekmenin hükmü nedir? Hangi dua okunmalıdır?

İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.
Kurban kesilirken üç defa  “Bismillahi Allahü ekber” denilir ve şu ayetler okunur:

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ    

Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillahi Rabbi’l-Âlemîn lâ şerîke leh. Ve bi zalike umirtü ve ene evvelü’l müslimîn. (En’am 6/ 162-163)

اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفًا وَمَآ اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ 

(En’am 6/ 79)(Okunuşu: İnnî veccehtü vechiye lillezî fatare’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve mâ ene min’el-müşrikîn.)

Kurban keserken abdestli olmak şart mıdır?

Kurban kesen kişinin abdestli olması şart olmamakla birlikte, kurban bir ibadet olduğu için kesenin abdestli olması daha faziletlidir.

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?

Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir kısmı ise adak, akîka, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler.

Satın alındığında sağlam olup sonradan kusurlu hale gelen bir hayvan kurban edilebilir mi?

Bir kimse sağlam bir hayvan satın alsa fakat daha kesilmeden hayvanda kurban edilmeye engel bir kusur meydana gelse, eğer satın alan kişi zenginse yenisini alıp kesmelidir. Yoksulsa yenisini almasına gerek yoktur, almış olduğu hayvanı kurban eder.

Doğumdan sonra boynuzların elektrikle kurutulması hayvanın kurban olmasına engel olur mu? 

Doğumun peşinden hayvanların boynuzlarının elektrik ve benzeri yöntemlerle kurutulması suretiyle boynuzsuz olarak büyüyen hayvanların kurban edilmeğe engel başka özürleri yoksa kurban edilmesinde bir sakınca yoktur.

Kısırlaştırılmış hayvanlar kurban edilebilir mi?

Çeşitli amaçlarla kısırlaştırılmış veya burularak hadım hale getirilmiş hayvanlar kurban olarak kesilebilir. Kurban açısından bu herhangi bir eksiklik oluşturmamaktadır.

Kurban kesilen hayvanda bir hastalık ortaya çıkarsa yerine başka birinin kesilmesi gerekir mi? 

Kurbanlık hayvanın kesilmeden önce hastalığı bilinmiyor ve başka bir özrü de yoksa kestikten sonra hastalığının anlaşılması halinde yeniden kurban kesilmesi gerekmez. Ancak satıcının, eskiden olan bir ayıbından dolayı kurbanlığın bedelini bayramın ilk üç gününde iade etmesi durumunda yeniden kurban alınarak kesilir. Bundan sonra iade edilmesi halinde bu para fakirlere sadaka olarak dağıtılır.

Dişi ya da erkek hayvandan hangisinin kurban edilmesi daha faziletlidir? 

Deve, sığır gibi büyükbaş hayvanlarla, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanların belirli şartları taşımaları durumunda, erkek olsun dişi olsun kurban olarak kesilebilecekleri hususu Hz. Peygamber’in  (s.a.v.) hadis ve uygulamaları ile sabittir. Kurban edilecek hayvanın cinsiyeti, kurban ibadetinin fazileti açısından bir ölçü değildir. Ancak sığırın dişisinin kurban edilmesinin faziletli olduğu görüşünü ileri süren fakihler olmuştur. Bu görüşü o fakihlerin yaşadıkları toplum ve dönemin şartlarına göre değerlendirmek daha isabetli olur. Tarıma dayalı bir toplumda erkek sığırın gücünden daha fazla yararlanılma imkânının bulunması göz önünde bulundurularak böyle bir görüş ortaya atılmış olabilir. Ancak bu görüşler, dinin değişmez esasındanmış gibi kabul edilmemelidir. Bunlar, toplum menfaati göz önünde bulundurularak ortaya konulmuş görüşlerdir. Günümüzde de aynı esastan hareketle dişi sığırların kurban edilmesinin üretime zarar vermesi halinde, erkek sığırların tercih edilmesi uygun olur. Ayrıca kurbanlık hayvanın erkek veya dişi olması, kurbanın geçerlilik şartları arasında yer almamaktadır.

Kuyruksuz koyunlar kurban edilebilir mi?

Doğuştan kuyruksuz olan veya besili olması için küçük yaşta kuyrukları boğulmak suretiyle düşürülen koyunların kurban edilmelerinde bir sakınca yoktur. Ancak bir kaza sonucu kuyruğunun tamamı veya yarısından çoğu kopan hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.

Akîka kurbanı nedir?

Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, “akîka” adı verilir. Akîka kurbanı kesmek müstehaptır. Akîka kurbanı olarak kesilecek hayvanda da, diğer kurbanlarda aranan şartlar aranır.

Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir.

Akîka kurbanının etinden ve derisinden yararlanabilecek kimseler konusunda her hangi bir sınırlama yoktur.Kurban sahibi dahil herkes bu kurbandan istifade edebilir.

Şükür kurbanı ne demektir?

Temettü ve kıran haccı yapan kişilerin, aynı mevsimde hac ve umreyi birlikte ifa ettikleri için, kestikleri kurbanlara şükür kurbanı da denilmektedir. Aynı şekilde kişi, arzu ettiği bir amaca ulaşması veya bir nimete nail olması sebebiyle şükür kurbanı kesebilir. Bu kurbanların etinden sahipleri istifade edebilir.

Adak kurbanı ne demektir?

Kurban adayan kişinin kurban kesmesi vaciptir. Eğer kişibu adağı, bir şartın gerçekleşmesine bağlamışsa bu şart gerçekleşince kesmesi gerekir. Adak kurbanının etinden adak sahibi, usul ve fürûu (neslinden geldiği ana, baba, dede ve nineleri…ile kendi neslinden gelen çocukları ve torunları.) yiyemeyeceği gibi, bunların dışında kalıp zengin olanlar da yiyemez. Eğer kendisi yemek ister veya bu sayılanlardan birisine yedirmek isterse, yenilen etin rayiç bedelini yoksullara verir.

 Gayr-i meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?

İslâm dini kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helâl yollardan elde etmelerini ister. Buna rağmen bir kişi malını haram yoldan kazanmışsa, öldüğünde varisleri bu malın sahibini aramalı; sahibini bulduklarında bu malı kendisine vermelidirler. Şayet bu malın sahibini bulamazlarsa sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır işlerine harcamalıdırlar (Serahsî, el-Mebsût, XII, 306; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, VIII, 229; Fetâvây-ı Hindiyye, III, 210).

Bu itibarla, gayr-i meşru yolla elde edilen para ile kurban kesmek uygun değildir. Mali ibadetler helal parayla yapılmalıdır. Zira Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Peygamberlerine neyi emrettiyse müminlere de onu emretmiştir. Şöyle ki Allah Peygamberlere: “Ey Peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!” (Mü’minun, 23/51); Müminlere de: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.” (Bakara, 2/172) buyurmuştur.” Sonra Rasûlüllah (s.a.s.) şunları söyledi: “Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Ya Rabbi! Ya Rabbi! diye dua eder. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!”  (Müslim, Zekât, 65).

Bütün bu ikazlara rağmen yine de haram parayla kurban kesilmişse, bunun hiçbir sevabı olmamakla birlikte, gasbedilmiş elbise ile namaz kılma durumunda namazın düşmesi gibi kurban sorumluluğu da düşer (Kâsânî, Bedâi, Beyrut 1982, III, 96; Zeylaî, Tebyînü’l-Hakâık, Mısır 1313, VI, 48).

 

 Bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber adına kurban kesilebilir mi?

 

Dinimizde insanların bir grup oluşturarak aralarında para toplayıp Hz. Peygamber (s.a.s.) adına kurban kesmeleri şeklinde bir uygulama yoktur. Bunun, yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesi doğru değildir. Çünkü Allah ve Raûlünden nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki etmek ve ona dînîlik vasfı vermek bid’attir. Her bid’at de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in nitelemesiyle dalâlettir (Müslim, Cuma 44; Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, Mukaddime 16).

Hz. Ali’den rivayet edilen “Rasulullah (s.a.s.) (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum.” (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 2; Müsned, I, 107, 149) şeklindeki haber, bu uygulamaya delil olamaz. Çünkü Hz. Ali kurbanı kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir. Dolayısıyla bu hadis, eğer vasiyeti yoksa ölü adına kurban kesileceğine delalet etmez.

 

Banka kredisiyle kurban kesilebilir mi? 

 

Kurban kesmek, âkil, baliğ (akıllı, ergen), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir (Merğinânî, el-Hidâye, IV, 70). İster nâmi (artıcı) olsun isterse nâmi olmasın temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80. 18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla bu kişi Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir (Mevsılî, İhtiyâr, İstanbul, I, 99-100, 123; V, 723; (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtâr, VI, 312).

İster vacip olduğu için, isterse nafile olarak kurban kesen birisinin kurbanını peşin alabileceği gibi, borçlanarak satın alabilir. Bu, kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez. Fakat kredi alması durumunda faiz ödeyecekse, faiz verme yasağını (Bakara, 2/275-279; Müslim, Müsâkât, 105-106; Ebu Dâvud, Büyû’, 4) işlediği için günaha girmiş olur. Maddi durumu iyi olmayan kişinin böyle yöntemlere başvurması yerine kurban kesmemesi daha uygundur.

AKİKA YADA NESİKA NEDİR?

Yeni doğan çocuğun başında bulunan ana tüyüne “akîka” denir. Böyle bir çocuk ihsan ettiğinden dolayı, Cenâb-ı Hakka bir şükür vesilesi olarak kesilen kurbana da bu isim verilmiştir. Bununla beraber “akîka” yerine “nesika” denilmesi daha uygundur. Çünkü akîka kelimesi, “ana-babaya âsî olmak” mânasına gelen “ukuk” kökünden olduğundan “ana-babaya âsî olan” mânasına da geldiği için, mânalar birbirine karıştırılabilir. Bu sebeble Peygamber Efendimiz:

 

“Nesika deyiniz, akîka demeyiniz” buyurmuşlardır. Bununla beraber, akîka kelimesinin daha yaygın olduğunu da söylemeliyiz. Yeni doğan çocuk için kurban kesme âdeti, İslâm`dan önceki Cahiliye döneminde de yaygın bir âdetti. Fakat onlar akîkayı sadece erkek çocuklar için keserlerdi. Çünkü kız çocuklarını sevmezler, bir kız çocukları doğduğu zaman son derece sinirlenirlerdi. Hattâ bâzı kabilelerin kızlarını diri diri gömdükleri bile olurdu. Kur`ân-ı Kerîm, kız çocuklarına karşı takınılan bu zâlimane tavrı kınamış ve şiddetle yasaklamıştır. (Bak: Nahl, 58). İslâmiyet akîka âdetini tamamen ortadan kaldırmamış; fakat bu zalimâne şekilde de bırakmayarak tâdil etmiş, kız ve erkek, bütün çocuklara şâmil kılmıştır. Akîka kurbanı, Hanefi mezhebine göre mübahtır. Yani isteyen keser, istemeyen kesmez. Kesmeyenin faziletinde hiçbir noksanlaşma olmaz. Diğer mezheblere göre, sünnettir.

Peygamber Efendimizin Hazret-i Hüseyin için bir koç kurban ettiği rivayetine dayanılmaktadır.Kurban, çocuk doğduktan itibaren bülûğ çağına kadar kesilebilir. 7., 14. ve 25. günlerden birinde kesilmesi, daha güzel görülmüş; bilhassa 7. gün içinde kesilmesi en faziletli olarak kabûl edilmiştir. Aynı gün çocuğun saçı traş edilir ve saçın ağırlığınca altın veya gümüş veya o miktarın bedeli sadaka olarak verilir. Çocuğun adının da o gün konulması evlâdır.

İmam-ı Şâfiî ve Ahmed Bin Hanbel`e göre, çocuğun sıhhat ve selâmetine bir tefe`ül olarak akîkanın kemikleri kırılmaz, mafsallarından ayrılır ve öylece pişirilir. Bu müstehaptır. Diğer mezheb imamlarına göre ise, bil`akis mütevazi olması, beşerî hırslarının kırılmasına tefe`ülen, kemiklerin kırılması müstehab sayılmıştır. Şu halde durum niyete göre değişmektedir. Hangisine tefe`ül edilmişse ona göre hareket edilmesi iyi  olur. Akîkanın etini, kesen şahıs ve aile efradı yiyebileceği gibi, başkalarına da yedirebilirler. İstenirse bütünüyle de tasadduk edilebilir. Âdet olarak eskiden bud kısmı ebe kadına verilirdi. Akîka kurbanı olarak kesilecek hayvanda da vâcib olan kurbanlık için aranan şartlar esastır. Yâni vâcib olan  kurbana elverişli her hayvan, akîkaya da elverir.

Akika kurbanı hakkında detaylı bilgi verir misiniz; neden erkekler için iki, kızlar için bir akika kurbanı kesilir?

Bazı rivayetlerde “Resûl-i Ekrem (asm) bize erkek çocuklar için iki, kız çocukları için de bir koyun (akika kurbanı) kesmemizi emretti.” diye geçiyor. Bunun hikmeti nedir acaba?

Değerli kardeşimiz,

Yeni doğan bebeğin başındaki ilk saçlarına “akîka”, bu çocuğun doğumundan yedi gün sonra başındaki tüyleri kısmen veya tamamen traş edip adını koyduktan sonra Allah Teâlâ’ya şükür için kesilen kurbana“akîka kurbanı” denir.

Hz. Aişe (r.a.)’den şöyle rivâyet edilmektedir:

“Resul-i Ekrem (asm} bize erkek çocuklar için iki, kız çocukları için bir koyun (akîka) olarak kurban etmemizi emretti.” (İbn Mâce hadis no: 3163, Zebâih, no: 1515).

Yine Hz. Âişe validemizin rivâyetine göre, Peygamber Efendimiz (asm), torunları Hasan ile Hüseyin’in doğumlarının yedinci günü akika kurbanlarını kesmiş ve adlarını koymuştur. (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI/401)

Bu kurban çocuğun doğduğu günden bâlîğ olacağı güne kadar kesilebilir. Ancak doğumun yedinci gününde kesilmesi daha çok sevap kazanmaya sebeptir. Kesilen kurbanın kemikleri çocuğun sıhhatli olmasına sebep olsun niyetiyle kırılmayıp eklem yerlerinden sıyrılır ve öylece pişirilir. Sonra bu kemikler bir yere gömülür.

Akîka kurbanının etinden, bunu tasadduk eden kimsenin yiyebileceği gibi ev halkı da bu etten istifâde eder. Bir kısmı da ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.

İslâm’dan önceki câhilî Arap toplumunda sadece erkek çocuklar için kurban kesilirdi; kız çocukları için böyle bir merâsim söz konusu değildi. İslâm bu değişikliği yaparak kız çocuklarına da değer verilmesini sağlamıştır.

Ümmü Kürz (radıyallahu anhâ) anlatıyor:

“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim:

“Oğlan çocuğu için birbirine denk iki kurban, kız çocuğu için bir kurban kesmek gerekir. (Kurbanlığın) erkek veya dişi olması farketmez.” [Ebû Dâvud, Edâhî 21, (2834, 2835, 2836); Tirmizî, Edâhî 17, (1516); Nesâî, Akîka 3, (7, 165).]

1. Bu hadisler, çocuk için kesilecek akîka kurbanının erkek ve kız çocuklar için farklı olmasını gösteriyor. Erkek çocuğa iki kurban, kız çocuğa bir kurban. Ayrıca oğlan için kesilecek kurbanlardan her ikisinin de kurbanda aranan şartları haiz olması, birinin tam kurbanlık, diğerinin gerekli şartlardan eksik olmaması istenmektedir. Her ikisi de normal kurbanlık hayvandan olmalıdır.

2. Bu hadisle amel ederek, oğlan için iki koç kesilmesine hükmeden ülemâ, rivayetlerin de dışına çıkarak bazı delillerle kendi görüşlerini takviye ederler. Derler ki: “Şeriatımız mirasta, şehadette, diyanette, kadınlara yarım hükmeder.”

3. Hadisin zâhiri akîka kurbanı kesmeyi vâcib ifade ediyorsa da, İslam Alimleri konu hakkında gelen başka rivayetleri de esas alarak “vacib” dememiştir. Sadece Zâhiriye mesleğinde gidenler akîkaya vacib diye hükmetmiştir. Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî mezhepleri bunun sünnetolduğuna, Hanefîler ise mübah ve nihayet mendub olduğuna hükmetmişlerdir. Buna ögre akika kurbanı kesmemek günah olmaz.

Alimlerin çoğunlukla benimsediği hükme göre, kız ve erkek için birer kurban yeterlidir. Nitekim şu rivayetler de bunu açıkça göstermektedir. Başta sünnete harfi harfine uymakla tanınan Abdullah İbnu Ömer olmak üzere, pek çok büyükler erkek ve kız için birer koyun kestiklerini göstermektedir.

Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’ya ailesinden her kim bir akîka istemiş ise, ona mutlaka bir akîka vermiştir. Kız ve erkek, her çocuğu için birer koyun kurban ederdi. Urve İbnu’z-Zübeyr merhum da böyle yapardı.” İmam Mâlik der ki:

“Bana ulaştığına göre, Ali İbnu Ebî Tâlib (radıyallahu anh) da böyle yaparmış.” [Muvatta, Akîka 4, (2, 501)]

Bu rivayet, akîka kurbanının kız ve erkek çocuklar için birer koyun olacağına delil olmaktadır. Çünkü İbnu Ömer, Urve, Hz. Ali (ra) gibi büyüklerin böyle yaptıklarını haber vermektedir.

Abdullah İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için, akîka olarak birer koyun kurban etti.”[Ebû Dâvud, Edâhî 21, (2841)]

Kız ve erkek çocuklar için birer kurban kesileceği kanaatinde olanlar bu rivayeti esas almışlardır.

Akîka Kurbanında Aranan Şartlar

Kurban edilecek hayvan tek veya iki gözünden kör olmamalı; dişlerinin ekserisi düşmüş olmamalı; kulakları kesik olmamalı; boynuzlarından biri veya ikisi kökünden kırılmış olmamalı; kulağı veya kuyruğunun yarısından çoğu, memelerinin uçları kesik olmamalı; yahut yaratılıştan kulak ve kuyruğu olmayan bir hayvan olmamalıdır. Akîka kurbanı Hanefi mezhebine göre mübah ve dolayısıyla menduptur. Diğer üç büyük imâma göre sünnet, Zahiri mezhebine göre ise farzdır.

Hz. Peygamber (asm) bu kurbanın kesilmesi sırasında bir örf olarak başa kan sürülmesi âdetini yasaklamış, (Ebu Dâvud, Edahî, 20) kesilen saçların ağırlığınca altın veya gümüş tasadduk edilmesini emretmiştir. Akîka kelimesi anne-babaya isyân anlamına geldiği için Resulullah bu kurbanın adını “itaat ve ibadet” anlamına gelen “nesika” kelimesi ile değiştirmiştir. (İbn Hanbel, II/182)

İmam-ı Şâfiî ve Ahmed Bin Hanbel’e göre, çocuğun sıhhat ve selâmetine bir tefe’ül olarak akîkanın kemikleri kırılmaz, mafsallarından ayrılır ve öylece pişirilir. Bu müstehaptır. Diğer mezheb imamlarına göre ise,bil’akis mütevazı olması, beşerî hırslarının kırılmasına tefe’ülen, kemiklerin kırılması müstehab sayılmıştır. Şu halde durum niyete göre değişmektedir. Hangisine tefe’ül edilmişse ona göre hareket edilmesi iyi olur.

Akîka kurbanının etinden bunu tasadduk eden kimsenin yiyebileceği gibi, ev halkı da bu etten istifâde eder. Bir kısmı da ihtiyaç sahiplerine dağıtılır.

Adak, şükür ve akika kurbanı olan, kurban hissesine girebilir mi? Yoksa ayrı bir hayvan mı kesilmesi gerekir?

 

1. Kesilen kurbana adak, akika gibi kurban hisseleri girebilir.

2. Her ne kadar adaklar dünyevi bir iş sebebiyle kesiliyorsa da, Allah adına kesildiği için, diğer kurban hisselerinin içine girebilir. Yeter ki hepsi kurban niyetiyle olsun. Ancak etlik kesmek niyetiyle olsa, o zaman caiz değildir.

3. Adak sahibi kendi adadığı hisseden kendisi, çoluk çocuğu, anne ve babası yiyemez; ancak diğerlerinin hisselerinden yiyebilirler. Diğerleri de adak kurbanından yiyebilirler.

 

Kaynak : sorulalaislamiyet.com

  KURBAN HAKKINDA ÇEŞİTLİ SORULAR

Kurban Kesmenin Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?

Kurbanın rüknü, kesilmesi caiz olan bir hayvanı kesmektir. Kesilen bu kurbanın sahih olabilmesi için iki şart lâzımdır:

1 – Vakit: Kurbanın kesim vakti, Kurban bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren, üçüncü gün güneş batıncaya kadarki üç günlük süredir. Bu müddet içinde kurbanın kesilmesi şarttır. Bu vakitler dışında kurban kesilmesi sahih olmaz.

Kurbanı gece kesmek mekruhtur.

2 – Kesilecek hayvanın ayıplardan sâlim olması. Allah’a kurbiyet ve ibâdet maksadıyla kesilecek hayvanların kusursuz ve ayıpsız olmasına müslümanların dikkat etmeleri, Peygamberimizin birçok hadîslerinde emredilmiştir.

Bu ayıplar iki kısma ayrılır:

1 – Çok ayıp sayılan ve o hayvanın kurban edilmesine dînen mâni olan büyük özürler.

2 – Az ayıp sayılan ve hayvanın kurban edilmesini kerahetle câiz kılan küçük kusurlardır.

Çok Ayıp Sayılan Özürler Nelerdir?

Çok ayıp sayılan özürlerin başlıcaları şunlardır:

1 – İki gözü veya bir gözü kör.

2 – Kesilecek yere yürümeye gücü yetmeyecek derecede topal.

3 – Kulakları veya sadece bir kulağı kesik.

4 – Tamamen dişsiz veya dişlerinin çoğu dökmüş.

5 – Boynuzlarının ikisi veya biri kökünden kırılmış.

6 – Kuyruğunun yarısı veya 3’te birinden fazlası kesilmiş.

7 – Hayaları veya memelerinin uçları kopmuş.

8 – Kemiklerinde ilik kalmayacak kadar zayıf ve düşkün hayvan.

9 – Doğuştan kulağı ve kuyruğu olmayan.

10 – Zapt u rabt altına alınıp sürüye gönderilemeyecek kadar çok deli hayvan.

11 – Pislik yiyen hayvan. Bunlar da usûlü üzere temizlenmedikçe kurban edilmeleri câiz olmaz.

Az Kusurlu Sayılan Haller Nelerdir?

1 – Gözleri şaşı veya zayıf gören hayvan.

2 – Bir ayağı topal, fakat diğer üçü ile aksayarak da olsa yürüyebilen hayvan.

3 – Doğuştan boyunsuz veya boynuzu az kırılmış hayvan.

4 – Kulakları delik ve yarık veya uçları sarkmış ve kesilmiş hayvan.

5 – Dişlerinin bâzısı düşmüş hayvan.

6 – Otlamasına mâni olmayacak derecede az deli hayvan.

7 – Kuyruğunun veya hayalarının veya kulağının bir kısmı kesik (üçte ikiden fazlası var) hayvan.

8 – Doğuştan küçük kulaklı hayvan.

9 – Uyuz, fakat toplu hayvan.

10 – Tenasül uzvu iptal edilmiş, yani, burulmuş hayvan…

Kurban Edilecek Hayvanlar ve Vasıfları Nelerdir?

Kurban şu üç cins hayvandan olur:

1 – Koyun ve keçi.

2 – Sığır. Mandalar da sığır cinsinden sayılır.

3 – Deve.

Bunlar dışında kalan hayvanlardan kurban olmaz.

Bu üç cins hayvanın hem dişisinden, hem de erkeğinden kurban olur. Fakat koyun ve keçinin erkeği daha efdaldir.

Koyun ve keçi bir yaşını, sığır iki yaşını, deve ise 5 yaşını doldurmadan kesilmemelidir.

Ancak koyun 6 aylık olduğu halde bir yaşındaki gibi cüsseli ve gösterişli ise, kurban edilmesi câizdir. Keçinin ise bir yaşını doldurması şarttır.

Kurbanlık hayvanın toplu, gösterişli ve semiz olması da şarttır.

Bir koyun ve keçi yalnız bir kişi adına kurban edilebilir.

Sığır cinsinden bir hayvanı veya bir deveyi, bir kişi kurban edebileceği gibi, 7’ye kadar (yedi de

dahil) kişi de ortaklaşa kurban edebilirler.

Bu yedi kişinin de Allah rızası için kurban kesmek niyetinde olmaları şarttır. İçlerinden biri kurbana niyet etmeksizin sırf et almak için iştirâk etse, hiçbirinin kurbanı sahih olmaz.

Katılanların sayısının tek veya çift olması mühim değildir.

Ortaklar kurbandan hisselerini tartarak ayırmalıdırlar. Götürü usûlü ile taksim câiz olmaz.

Eti Yenen Hayvanların Yenmeyen Kısımları Nelerdir?

Eti yenen hayvanlardan 7 şey yenmez. Haramdır.

1) Hayvanlardan akıp çıkan kan,

2) Erkeklik âleti,

3) Dişilik âleti,

4) Erkeklerde yumurtalar (husyeler),

5) Et içinde toparlak guddeler,

6) İdrar torbası (mesane),

7) Öd kesesi…

 

Kurban nasıl kesilir?

Kurbanlar dînimizin tayin ettiği hayvan boğazlama şekline ve usûlüne uygun olarak kesilirler. Şer’î boğazlama şekline tezkiye adı verilmektedir.

Tezkiye işlemi iki şekilde yapılır:

1 – Ya boğazın çeneye bitişik tarafı kesilmek suretiyle olur ki buna zebh denir. Bu şekilde kesilen hayvana da zebîha adı verilir. Mezbeha kelimesi de aynı kökten gelmektedir.

2 – Veya boğazın göğse bitişik olan kısmından kesilir, buna da nahr denilir.

Koyun, keçi ve sığır cinsi zebh usûlü ile; develerin ise nahr yoluyla boğazlanması sünnettir. Aksini yapmak ise mekruhtur.

Hayvanı keserken şer’î yönden ayrıca şu hususlara da dikkat edilmesi şarttır:

Evdac adı verilen şu 4 kısmın tamamen kesilmesi şarttır:

1 – Nefes borusu,

2 – Yemek borusu,

3 , 4 – Boyunun iki yanında bulunan iki şah damarı…

Bu 4 kısım tamamen kesilmeden şer’î yönden kesim işlemi ifa edilmiş olmaz. Bu şekilde kesilen kurban sahih olmaz, eti de yenmez.

Bunlardan birini kesiminin eksik kalması halinde durum ihtilâflıdır.

Bir görüşe göre, bu 4 şeyden nefes borusu dahil 3’ü kesilmiş olursa, kesim işlemi sahih olur.

Diğer bir görüşe göre ise, bu 4 kısmın tamamı ve herbirinin de yarıdan fazlası kesilmeden, kesim işlemi olmaz, o hayvanın eti sahih olmaz. Fakat müftâbih olan (kendisiyle fetva verilen) birinci görüştür.

Bu şekilde kesilen bir hayvan, şer’î usûle uygun olarak kesilmiş sayılır. Buna hakikî ve ihtiyarî tezkiye denir.

Bir de zarurî tezkiye adı verilen kesme şekli vardır. Bu kesme, kesilecek hayvanın herhangi bir yerinden yararlanarak kanını akıtmak suretiyle öldürmek demektir. Eti yenen vahşî hayvanlar bu usûlle öldürülünce hükmen boğazlanmış sayılırlar.

Ehlî hayvanlar ise, ancak yabanileştiği veya tutup kesmek mümkün olmadığı takdirde bu şekilde zarurî tezkiye yoluyla öldürülerek eti yenebilir.

Kurbanların Kesimi Hangi Aletlerle Yapılır?

Kurbanların kesme işlemi kesici âletlerle yapılır. Kesici âletler de keskin olanlar ve keskin olmayanlar diye 2’ye ayrılır.

Keskin olanlarla, ister demir, ister başka bir maddeden olsun tezkiye câizdir.

Demir veya başka bir maddeden yapılmış keskin olmayan kesici âletlerle tezkiye ise, câiz olsa bile mekruhtur.

Kurban Kesecek Kimsede Bulunması Gereken Şartlar Nelerdir?

Kurbanı kesecek kimsede bulunması gereken şartlar şunlardır:

1 – Kesenin Müslüman veya Yahudi ve Hristiyan gibi Ehl-i Kitaba mensub birisi olması.

2 – Kesmeye yetecek kadar aklı ve kesme işini hatırında tutacak kadar hâfıza gücü olması.

3 – Hayvanı kesebilecek gücü ve kuvveti olması.

4 – Kurban keserken Allah’ın ismini anması, yani, besmele çekmesi. Buna tesmiye denir.

Kurban ancak Allah adına kesilir. Bu yüzden keserken Allah’ın yüce adını anmadan kesilen hayvanın eti yenmez.

Bu sebeble putperest ve diğer bâtıl din sâhiblerinin, dinsizlerin kestikleri et yenmez. Çünkü bunlar keserken tesmiyede bulunmazlar.

Ehl-i Kitaba mensub birinin kestiğinin yenme sebebi, onların da aynı Allah’a inanmalarıdır.

Kitâbîler Allah’tan başka birşey’in adını zikretseler, onların kestiği de yenilmez. Kesme işlemi sırasında Besmele çekmek unutularak terkedilmiş ise, bir beis yoktur. Kesim câizdir.

Tesmiyeden maksad, hayvanı boğazlarken bismillâh demektir. Keserken Allahu Ekber demekle Allahü A’zam demekle veya sadece Allah demekle de tesmiye yerine getirilmiş olur.

Tesmiye kasden terkedilirse kesilen hayvanın eti yenilmez.

Ancak kurbanlık hayvanı, kitabî bile olsa Müslüman olmayana kestirmek mekruhtur.

Kurban Sünnete Uygun Olarak Nasıl Kesilir?

Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, önce keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, diğer üçü bağlanır ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:

“İnnî veccehtü vechiye lillezi fatare’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen…” (el-En’âm, 79).

“İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-âlemin.” (el-En’âm, 162).

Bu ayetlerden sonra,

Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd şeklinde tekbir getirillir ve Bismillâhi Allahü ekber denilerek hazırlanan keskin bıçak hayvanın boynuna çalınır. Damar ve borular tamamen kesilerek kan iyice akıtılır.

Hayvan böylece kesildikten sonra tamamen ölünceye kadar beklenir. Sonra kafa koparılır. Ve usûlüne uygun olarak yüzülür. Karnı açılır, iç organlar çıkarılır ve gövde ve etler parçalanır.

Hayvan tamamen ölmeden kafa ve ayaklarını koparmak, derisini yüzmeğe kalkmak, kıbleden çevirmek veya hayvana azab vermek mekruhtur.

Kurbanın, sahibi tarafından kesilmesi menduptur. Başkasına da kestirilebilir.

Tesmiyeyi kesen yapar. Kesen ve sahibi eli üzerine elini koyarak keserlerse tesmiyeyi ikisi birden yapması şarttır.

Kurban Eti ve Derisi Ne Yapılmalıdır?

Kesilen hayvanın eti, yaklaşık olarak 3’e ayrılır. 3’te bir kısmı ev halkı için ayrılır, üçte biri akraba ve komşulara dağıtılır. Kalan üçte biri de fakir ve muhtaçlara yollanır. Bu taksim şekli mendubtur.

Fakat kesen şahıs zenginse, tamamını veya çoğunu fakirlere dağıtabileceği gibi, orta halli veya kalabalık ise, çoğunu veya hepsini evinde kendi için de bırakabilir.

Kurbanda esas olan kan akıtmaktır. Bu yapılmadan kurban vecibesi yerine getirilmiş olmaz. Bu sebeble kurbanlık koyunu alıp kesmeden canlı olarak tasadduk etmekle kurban borcu ifa edilmiş sayılmaz.

Kurban etinden Müslümanlara yedirmek lâzımdır. Kâfire yedirmek ise mekruhtur. Fakat kesilirken veya yenirken üzerine gelmişse yedirilmesinde kerahet yoktur.

Kurbanın etini ve derisini satıp parasını almak da mekruhtur.

Yapıldığı takdirde alınan para tasadduk edilmelidir. Kurban derisi çeşitli hayır yerlerine verileceği gibi, evde bırakılıp seccade de yapılabilir.

Kurban İle İlgili Mes’eleler

Kurban kesmekle mükellef olan zengin bir kimsenin, sağlam zannederek satın aldığı kurbanın bayram günü çok ayıp sayılan bir kusuru çıksa, o hayvan kurban edilmez. Başka bir hayvan alınıp kesilmesi icab eder.

Şâfiî’ye göre ise, yeni kurban almak gerekmez.

Zengin bir kimsenin aldığı kurban kesilmeden ölse, yerine yenisini almak icabeder.

Kurbanın vacib olmasına nahr günlerinin sonu esastır. Bunun için Kurban Bayramının üçüncü günü güneş batmadan önce zengin olan kimsenin kurban kesmesi gerekir. Daha önce fakir olması bunu etkilemez. Aksine olarak o günün güneş batışından önce fakir düşen veya ölen müslümanlardan bu kurban kesme yükümlülüğü düşer.

Kurbanlık hayvanların kesilmeden tasadduk edilmesi câiz değildir. Fakat alınan kurban kesilmeden her nasılsa kurban kesme günleri geçse, bu takdirde hayvan kesilmez, canlı olarak tasadduk edilir. Kan akıtmak vecibe olmaktan çıkmış, tasadduka dönüşmüştür. Artık bu hayvanın etinden sahibi yiyemez.

Yurt dışında çalışan işçilerimiz, dinî vecibe olan kurbanlarını bulundukları ülkenin şartları müsait değilse, Türkiye’deki yakınlarından birini vekil yaptığını bildirerek ve kurban bedelini de ona vaktinde göndererek kestirebilir.

Ölü İçin Kurban Kesilir mi?

Sevabını ölmüş bir akrabamızın veya sevdiğimiz bir zâtın ruhuna bağışlamak üzere keseceğimiz kurbanın, kurban bayramında keseceğimiz sair hayvanlardan farkı yoktur. Vasiyet edilmemişse ölü için kurban kesmek bir vecibe değildir.

Bir kimse kendi parası ile aldığı ve sevabını ölmüş bir yakınına bağışlamak üzere kestiği kurbanın etinden yiyebilir, başkalarına da yedirebilir. Böyle bir hayvanın bayram günlerinde kesilmesi de şart değildir. Her zaman kesilebilir. Hattâ arefe günü kesilip fakirlere dağıtılması daha isabetli olur. Çünkü Kurban bayramı günü fakirler zaten etten nasibleneceklerdir. Arefe günü kesilip dağıtılırsa, o gün de onların et yemekleri te’min edilmiş olur.

Bir kimse kendisi öldükten sonra kurban kesilmesini vasiyet etmiş ise, bu kurbanın bayram günleri içinde kesilmesi lâzımdır. Böyle bir kurban etinden kesen yiyemez. Tamamının tasadduku gerekir. Ölen adamın vasiyeti yoksa ve kurban da onun parasından alınıp kesiliyorsa, bu kurban da vasiyet üzerine kesilen kurban hükümlerine tâbidir.

Kurbanın Diğer Nevileri Nelerdir?

Kurbanlar vâcib ve nafile olmak üzere ikiye ayrılır.

Vâcib kurbanlar şunlardır:

1 – Nisâba mâlik olan ve zengin sayılan kimselerin kesmekle mükellef oldukları kurban (Udhiye kurbanı).

2 – Adak edilen kurban (Nezir kurbanı).

3 – Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettü yapanların kesmek zorunda oldukları Şükür

kurbanları (Hedy kurbanı).

4 – Hacda kurban kesmeyi icabettiren bir kusur işleyen kimsenin kesmesi gereken Ceza

kurbanları.

5 – Bir fakirin kurban etmek niyetiyle satın aldığı bir hayvanı kurban etmesi de vâcibtir.

Nafile kurbanlar ise, bu saydıklarımızın dışında kalan ve sırf nafile olarak kesilen kurbanlardır: Akîka kurbanları, Hacc-ı İfrad yapanların kestikleri kurbanlar, Kurban bayramı dışında kesilen kurbanlar v.s…

 

Check Also

İSLAM DÜNYA’YA NASIL HAKİM OLACAK?

Kur’an’da, İslam’ın dünyaya hakim olacağı belirtiliyor.. Fakat bu nasıl olacak; binlerce Müslüman katledilerek mi? Soru …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir