ANASAYFA / Haber / Colin Turner’ın Said Nursi’nin vefat ettiği odada şahit olduğu şok

Colin Turner’ın Said Nursi’nin vefat ettiği odada şahit olduğu şok

Şanlıurfa’da bulunduğu süre içinde Bediüzzaman’ın vefat ettiği odayı da görmek isteyen Turner

Ahmet Bilgi’nin haberi:
İngilizce aslından çeviri: Muhammed Şeviker

RİSALEHABER-Sonradan Müslüman olan İngiltere Durham Üniversitesi’nden Colin Turner, Bediüzzaman Said Nursi‘nin 1960 yılında Urfa’da vefat ettiği otel odasını ziyaret etti. Turner, burada şahit olduğu bir değişimi yazdı.

Şanlıurfa’da bulunduğu süre içinde Bediüzzaman’ın vefat ettiği odayı da görmek isteyen Turner, yaşadıklarını sosyal medya hesabından şöyle anlattı:

Böyle bir odanın varlığından bile habersiz

Bediuzzaman Said Nursi, Urfa’da İpek Palas Otelinin bir odasında vefat etti. 1960 yılında vefat ettiği oda, o tarihten itibaren, müşterilere hiç açılmadı; otelde kalanların kullanımına açık bir mescid hâline getirildi. Ve odadaki hiçbir şey değiştirilmedi: Saat aynı saat, lamba prizi aynı eski pencereler oldukları gibi duruyor. Seccadelerden başka bir şeyin bulunmadığı bu küçük oda çok huzur verici.

Dün oteli ziyaret ettik ve müdüre odayı görüp göremeyeceğimizi sorduk. Bize memnuniyetle izin verdi ve bizi Üstadın vefat ettiği ikinci kattaki 27 numaralı odaya yönlendirdi. İlkin onu bulamadık; genç bir adama 27 numaralı odanın nerede olduğunu sorduk ve o böyle bir odanın varlığından emin olmadığını söyledi. Oda numaralarına işaret etti ve “bakın, oda numaraları 220’den başlıyor; burada 27 numaralı bir oda yok” dedi. Yine de yürümeye devam ettik, yenice boyanmış kapıları geçtik, 221, 222, 223 ve sonra, … dizinin sonunda 27 numaralı odaya vardık. Sanki zamanda geriye adım atmış gibiydik; aslında zaman orada durmuş, kıpırdamamış hissini veriyordu.

Genç adam şoke olmuş ve gözleri yaşlarla dolmuştu

Arkadaşım ve ben küçük odada durup Bediüzzaman’ın ruhuna Fatiha okuyorken, yön sorduğumuz genç adam namaz kılmaya başladı. Genç adam namazını bitirdi ve ben odanın bir fotoğrafını çekmemin kendince bir sakıncasının olup olamayacağını sordum. Biraz irkilmiş gibi duruyordu ve arkadaşıma bu odayı bu kadar özel kılan şeyin ne olduğunu sordu.

Hayatında ilk kez namaza bu odada başlamış

Arkadaşım ona, odanın, 1960 yılında Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiği oda olduğunu ve o tarihten itibaren de boş tutulmuş olduğunu anlattı. Genç adam şoke olmuş ve gözleri yaşlarla dolmuştu. Arkadaşım ona ne derdi olduğunu sordu. Genç adam konuşmakta zorlandı. Konuşabilecek hâle geldiğinde, Urfa’ya, İpek Palas Oteline iki hafta önce geldiğini, hayatında ilk kez namaza işte bu otelde, tam da bu odada başlamış olduğunu anlattı. 

Odanın önemine dair de hiçbir fikri yoktu. Bildiği tek şey, onda Urfa’da iken bir değişiklik hâsıl olduğu ve yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiği idi. Konuşurken sarsılıyordu; besbelli ki lütuf ve duası, genç adamın kalbî değişimi üzerinde ayan beyan rol oynamış olan Bediüzzaman’ın hikâyesi ile müteheyyiç olmuştu. Bu Urfa’da yaşanmış küçük bir kerametti.

 

**************************************

 

Son dakikalar..
(22 Mart 1960 Salı)

Nur talebeleri otelde sıra ile nöbet tutuyorlar. Otele gelen polisler Bediüzzaman’ın arabasının anahtarını alıyorlar.

Emniyet amiri otele bizzat gelerek Bediüzzaman’la görüşmek istiyor. Durum Bediüzzaman’a bildiriliyor. “Gelsinler” diyor. Emniyet amiri geliyor. Emrin kat’i olduğunu, mutlaka Isparta’ya dönmesi icabettiğini tebliğ ediyor.

Bediüzzaman:
Ben şimdi hayatımın son dakikalarını geçiriyorum. Ben gideceğim. Belki de burada öleceğim. Siz benim suyumu hazırlamakla mükellefsiniz. Amirinize bildiriniz” diyor.


Emniyet amiri ve polisler müteessir vaziyette oteli terk ederler. O gün Urfa’dan Ankara’ya yüzlerce telgraf çekilir. Dernekler, cemiyetler ve halk, telgraf… Telgraf… Yüzlerce…”Nasıl olur da Bediüzzaman’ı Urfa’dan çıkaracaksınız?” diye.

Bu arada Bediüzzaman’ı yüzlerce Urfalı sıra ile 27 numaralı odanın önünde kuyruk olup ziyaret ediyor, elini öpüyor ve duasını alıyor.

Hayret!
Bediüzzaman Said Nursî hiç bu kadar insanla görüşmezken hepsini birden kabul ediyor. Hepsiyle vedalaşıyor. Gidecek… Ebedî âleme… Rabbine kavuşacak.

O gün böylece geçti. Akşam oldu. Ortalığı derin bir sessizlik kapladı. Talebeler herhangi bir taarruza karşı kapıyı içerden kilitlediler.

Nöbet sırası Bayram Yüksel‘e gelmişti. Bediüzzaman’ın ateşi çok yükselmiş, devamlı üzerinden yorgan atıyordu. Bayram Yüksel de devamlı üzerini örtüyor ve bir siyanet meleği gibi Üstadına itina gösteriyordu.

Sadık talebeleri, Üstad rahatsız olmasın diye ayaklarının ucuna basarak dolaşıyorlardı. Artık Üstad da konuşmuyor, yalnız dudakları kıpırdıyordu. Nuranî siması pırıl pırıl, parlamaktaydı.

Gece saat 02.30-03.00 sıralarında başı ucunda hizmetkârı Bayram Yüksel, ellerini gögsüne koyuyor ve kendi kendine:
Üstad biraz iyileşti, uykuya daldı… Elhamdülillâh, Üstad uyudu” diyerek üstünü iyice örtüp, sobayı yakıyor.

Evet, Üstad Bediüzzaman dalmıştı. Hem de çok derinlere… Sonsuz âlemlere…

Takvim yaprakları 23 Mart 1960 Çarşambayı gösteriyordu. H. 1379 Ramazanının 25’inci günü idi. Saat 03.00’ü gösteriyordu.

Sahur vakti Bediüzzaman’ın diğer talebeleri Zübeyir Gündüzalp, Hüsnü Bayram ve Abdullah Yeğinde geldiler.

Artık sabah olmakta, yeni bir gün başlamaktaydı. Sabah namazı vakti Urfa minarelerinde Ezan-ı Muhammedî okunuyordu.

Hizmetkârlar, Üstadın her zamanki gibi kalkmasını, “Sabah namazı vakti girdi mi?” diye sormasını bekliyorlardı. Fakat, Üstad kalkmıyor, namaz vaktini sormuyordu…..

kaynak: http://www.saidnur.net/

 

27 numaralı oda said nursi ile ilgili görsel sonucu

İlgili resim

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat haberi gazetelere böyle yansımıştı.

 

Bediüzzaman Said Nursi nasıl vefat etti? O gece neler yaşandı?

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri nasıl vefat etti? Vefatında neler yaşandı? Yanında hangi talebeleri vardı? Son sözleri ne oldu.

Ömer Özcan’ın haberi
RİSALEHABER – Hz. Üstad’ın son dakikalarını o anda hizmetinde bulunan Bayram Yüksel ağabey anlatıyor:

Bayram Yüksel, Said Nursi Hazretlerinin vefatından birkaç dakika önce boynuna sarıldığı ve dünya gözüyle son gördüğü kişidir…

BEDİÜZZAMAN’IN SON SÖZLERİ BÜTÜN HAYATINI ÖZETLER

20 Mart 1960, sabah sa­at tam do­kuz­da Üs­tad’ımı­zın ace­le em­riy­le Is­par­ta’dan yo­la çık­tık. Kon­ya, Ada­na ve An­tep’ten son­ra Ur­fa’ya va­sıl ol­duk.

Yol­da Üs­tad’ımız mü­ker­re­ren: ‘Ev­lât­larım, siz hiç me­rak et­me­yin. Ri­sa­le-i Nur din­siz­le­rin, ma­son­la­rın belini kır­mış­tır. Ri­sa­le-i Nur dai­ma ga­lip­tir. Siz hiç me­rak et­me­yin. Bun­lar be­ni an­la­ya­ma­dı­lar, bun­lar be­ni anlaya­ma­dı­lar. Bun­lar be­ni si­ya­se­te bu­laş­tır­mak is­te­di­ler’ di­yor­du. Mükerreren bunları söylüyordu Üstad’ımız…

Üs­tad’ımız­la be­ra­ber Zü­be­yir Ağa­bey, ben ve şo­för­lü­ğü ya­pan Hüsnü Bayram kar­deş be­ra­ber Ur­fa’ya var­dık. Ora­da Ab­dul­lah Yeğin Ağa­bey’­le bu­luş­tuk. Üs­tad’ımı­zı İpek Pa­las Ote­li 27 nu­ma­ra­lı oda­ya yer­leş­tir­dik. Ur­fa­lı­lar du­y­muş, akın akın gel­me­ye baş­la­dı­lar­. Üs­tad da hiç gör­me­diği­miz şe­kil­de her­ke­si ka­bul edi­yor­du, her­kes de el­le­ri­ni öpüyor­du.

SAİD NURSİ HAZRETLERİ NASIL VEFAT ETTİ

Ak­şam na­ma­zın­dan son­ra ayak­ta du­ra­mı­yor­dum, Zü­be­yir Ağa­bey ‘Git bi­raz yat’ de­di. Bir-iki sa­at yat­tım. Zü­be­yir Ağabey: ‘Kar­de­şim, ayak­ta du­ra­mı­yo­rum’ de­di. ‘Gel ağa­bey bi­raz yat, ben iyi­yim, nö­bet de­ği­şe­lim’ de­dim. Hüsnü kardeş­le be­ra­ber idim. Hüsnü de: ‘Dü­şe­ceğim, ayak­ta zor du­ru­yo­rum!’ de­yin­ce onu da Zü­be­yir ve Ab­dul­lah ağabeylerin yat­tı­ğı oda­ya gön­der­dim.

Üs­tad’ımız buz is­temiş­ti, bu­zu he­men bu­la­ma­dık, son­ra gel­di, Üs­tad is­teme­di. ‘Üs­tad’ım, çay ya­pa­yım’ de­dim. ‘İstemez’ di­ye işa­ret et­ti. Üs­tad çok ha­ra­ret­len­miş­ti, mü­te­madi­yen ku­ru­yan du­dak­la­rı­nı ıs­lak men­dil­le si­li­yor­dum. Üstü­nü ör­tü­yor­dum, fa­kat Üs­tad hemen atı­yor­du.

Ge­ce sa­at 2.30 oldu… Üs­tad bir ara eliy­le boy­nu­mu tut­tu, ben kol­la­rı­nı ovu­yor­dum. O sı­ra­da Üs­tad’ımız elleri­ni göğ­sü­nün üs­tü­ne koy­du. Üstad uyu­du zan­net­tim. So­ba­yı yak­tım, sa­hur­da ağa­bey­ler­le ye­mek yiyece­ğiz di­ye bek­le­me­ye baş­la­dım. Me­ğer mübarek Üs­tad’ımız ebedî âle­me göç­müş…

Sa­hur gel­di geç­ti. Ağa­bey­ler: ‘Bay­ram Kar­deş, uyu­muş kal­mı­şız’ de­di­ler. Ben sa­bah nama­zı­nı kı­lıp Kur’an cüz’ümü oku­ya­cak­tım. Bi­raz son­ra, ‘Ya­hu Bay­ram Kar­deş! Üs­tad Haz­ret­le­rin­den ses gel­mi­yor’ de­di­ler. Ben: ‘Üs­tad uyu­du, onu üşüt­me­yin’ de­dim. Tek­rar gel­di­ler, tek­rar ‘Üs­tad’tan ses gel­mi­yor’ de­yin­ce be­ra­ber Üs­tad’ın oda­sına var­dık. Zü­be­yir Ağa­bey başucunda, dör­dü­müz Üs­tad’a ba­kı­yo­ruz. (Zübeyir Gündüzalp, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin)

Üs­tad’dan hiç ses gel­mi­yor­du… Fa­kat vü­cu­du sı­ca­cık­tı… Bi­zi müt­hiş bir te­lâş al­dı… Zü­be­yir Ağa­bey: ‘Ur­fa’da Elâ­zığ­lı Vaiz Ömer Efen­di var, ona ha­ber gönde­re­lim, o bi­lir’ de­di. Ha­ber gön­der­dik, gel­di. Üs­tad’ı gö­rün­ce, ‘İn­na lil­lâ­hi ve in­na iley­hi râci­ûn. Üs­tad ve­fat et­miş kar­deş­le­rim…’ de­di. 23 Mart 1960…

Said Nursi'nin talebesi - Ağabeyler

  Bayram Yüksel, Zübeyir Gündüzalp, Hüsnü Bayram, Abdullah Yeğin…
Üstad Said Nursi’nin vefat ettiği gece hizmetinde bulunan dört talebesi
o yıllardaki simalarıyla…  

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ VEFAT ETTİĞİNDE
HANGİ AĞABEY NEREDEYDİ?

Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ’dan başlayan Urfa yolcuğunda otomobili Hüsnü Bayram Ağabey kullanmıştır. Zübeyir Gündüzalp ve Bayram Yüksel ağabeyler aynı otomobilde Hz. Üstad’ın hizmetindedirler. Abdullah Yeğin Ağabey ise zaten dokuz senedir Urfa Risale-i Nur medresesinde kalıyordu.

Tâhirî Mutlu Ağabey Isparta’da şimdi müze olan Üstad’ın evinde nöbetçi olarak kalmıştı, vefat haberi gelince hemen Urfa’ya gitti. Hüsrev Ağabey de Isparta’ydı. Mustafa Sungur Ağabey ise Üstad’a yapılan zulümleri meb’uslara anlatmak için, Ankara’ya TBMM’ye (Ulus’taki eski bina) gitmişti. Meclis merdivenlerinde Karabüklü Süleyman Aslan ağabeyden Üstad’ın vefat ettiğini öğrenir ve “ALLAH-U EKBER!” diye inler. Hemen bir minibüs tutarlar ve Diyarbakırlılardan bile önce Urfa’ya varırlar. Said Özdemir Ağabey Ankara’da hapishanededir, cenazeye gidemez.

Hulusi Ağabey Elazığ’dan, Ceylan Çalışkan Ağabey İstanbul’dan giderler. Ahmed Aytimur, Bekir Berk, Mehmet Fırıncı, Mehmet Emin Birinci, Üzeyir Şenler beraber olarak İstanbul’dan, Mehmed Kayalar da Diyarbakır’dan Urfa’ya koşarlar. Sair nur talebeleri de akın akın Urfa’ya akmaya başlar…

  Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin mübarek naşı taşınırken… (diğer fotoğraflar için resme tıklayınız)  

Bediüzzaman 23 Mart 1960 Çarşamba günü vefat etmişti. Cenaze namazı Cuma günü kılınacaktı. Fakat çok kalabalık olur endişesiyle, o günün Urfa Valisi Şerafettin Atak ağabeylerden rica etti, cenaze namazı bir gün önce Perşembe günü ikindi namazından sonra kılındı. Bu sebeple birçok ağabey ve nur talebesi namaza yetişemedi, definden sonra kabrini ziyaret etmiş oldular…

Kaynak: Bediüzzaman Said Nursi nasıl vefat etti? O gece neler yaşandı?

 

 

Şanlıurfa İpek Palas Oteli restore edildi!

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ederken bulunduğu son mekan olan İpek Palas Oteli’nin restorasyon çalışmaları tamamlandı..

 

Şanlıurfa İpek Palas Oteli restore edildi!
4 Haziran 2013, Salı

Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiği pek Palas Oteli restore edildi. 1,5 milyon lira ödenekle aslına uygun şekilde yenilenen otel, bir yıllık çalışmanın ardından hizmete açıldı. Restorasyonda, 1960 yılında vefat eden Bediüzzaman’ın 27 numaralı odasına dokunulmadı.

Bediüzzaman Said Nursi, 1960 yılında hayatının son günlerini Şanlıurfa’daki bu otel odasında geçirdi. Şahsi kitapları, cübbesi, gözlüğü ve kıyafetleri bu odada saklanıyor..

 

Said Nursi'nin vefat ettiği otel odası

 

Said Nursi'nin vefat ettiği otel odası

Check Also

İhsan Kasım Salihi’den Hatıralar

    İhsan Kasım Salihi   15-20 sene önce  Irak’ta beraber olduğu hem Risale-i Nur talebesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir