ANASAYFA / Haber / BEDİÜZZAMAN’DAN KOTKU’YA DUALI ZİYARET

BEDİÜZZAMAN’DAN KOTKU’YA DUALI ZİYARET

Mehmed Zahid Kotku hazretleri ile Üstad Bediüzzaman hazretleri arasındaki görüşme…

Risale Haber-Haber Merkezi

Yakın tarihimize damga vuran Mehmed Zahid Kotku Hazretleri, vefatının 32’nci yıldönümünde rahmetle anılıyor. Uzun yıllar vaaz verdiği İskender Paşa Camii’nde bir nesli yetiştiren Mehmed Zahid Kotku Hazretleri, 13 Kasım 1980’de Rahmet-i Rahman’a kavuşmuştu.

Üstün ahlak ve faziletiyle tanınan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, birçok alandaki hizmetleri sebebiyle ‘Görünmeyen Üniversite’ olarak biliniyor.

BEDİÜZZAMAN’DAN ZAHİD KOTKU’YA ZİYARET

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bediüzzaman Hazretleri, Zahid Kotku Hocaefendi ile de görüşmüştü. 1952 yılında Gençlik Rehberi mahkemesinden önce imam-hatiplik yapan Mehmed Zahid Kotku Hocaefendiyi ziyaret eden Bediüzzaman Hazretleri “bana dua edin” demişti.

Cevaplar.org sitesinden Salih Okur‘un haberine göre görüşme şöyle gerçekleşti:

Mehmed Zahid Kotku hazretleri ile Üstad Bediüzzaman hazretleri arasındaki ilişkilere dair sadece bir tespiti biliyoruz. O da, 1952 yılında Üstadın Gençlik Rehberi mahkemesi öncesi kendilerini İstanbul’da ziyaret ettiğidir.

 

 

 

 

 

 

(Rahmetli) Esad Coşan hocamız da aynı meseleye bir soru münasebetiyle şöyle değiniyor: “Benim hocam Mehmed Zâhid-i Bursevî’ye (Kotku) de, (Bediüzzaman Hazretlerini) bir muhakemesi olduğu zaman geldiğini;

 “Hocam, ben de Evrâd-ı Bahâiyye’yi -Bahâeddîn-i Nakşıbend Hazretleri’nin evradını-okuyorum.Bana dua edin, bugün mahkememiz var” dediğini nakletmişti.

Evrâd-ı Bahâiyye'yi ile ilgili görsel sonucu  

 

Evrâd-ı Bahâiyye’yi (Arapça)

cevat akşit ile ilgili görsel sonucu

Üstad Bediüzzaman’ın  ziyaretini Prof. Dr. Cevat Akşit şöyle anlatıyor: İki defa ziyaretine geldiğini Hocaefendi (Gümüşhanevi dergâhın Şeyhi Mehmed Zahid Kotku) bana söylemişti. Mesele nasıl açılmıştı hatırlayamıyorum. Yalnız şunu söyledi Hocaefendi ;

“İki defa geldi, ziyaret etti ve şunu söyledi; “Ben Gümüşhanevi hazretlerinin Mecmuat-ül Ahzab’ını okuyorum. Beni sekiz defa zehirlediler, ama bu duaların sayesinde zehir bana tesir etmedi” dedi. Bunu ben bizzat Hocaefendi’den duydum. Biz de Gümüşhanevi dergâhının adamıyız. Hocaefendi de oradan seçilmiş duaları okurdu sabah namazından sonra…

 

Bazı Alimlerin Gözüyle Mehmet Zahid Kotku Hz.

MEHMED ZAHİD KOTKU VE ÜSTAD BEDİÜZZAMAN

Mehmed Zahid Kotku hazretleri ile Üstad Bediüzzaman hazretleri arasındaki ilişkilere dair sadece bir tespiti biliyoruz.O da, 1952 yılında Üstadın Gençlik Rehberi mahkemesi öncesi kendilerini İstanbul’da ziyaret ettiğidir.Merhum Esad Coşan Hocaefendi naklediyor: “Benim hocam Mehmed Zâhid-i Bursevî’ye de, bir muhakemesi olduğu zaman gelmiş olduğunu hocam bana nakletmişti. “Hocam, ben de Evrâd-ı Bahâiyye’yi –Bahâeddîn-i Nakşıbend Hazretleri’nin evradını– okuyorum.” dediğini; “Bana dua edin, bugün mahkememiz var!” dediğini söylüyorlar.”

 

ZAHİD EFENDİ VE ALİ HAYDAR EFENDİ

Nakşi şeyhi merhum Ahıskalı Ali Haydar Efendi, Zahid Efendiyi çok sever,sık sık görüşürlerdi. Mehmed Zahid Kotku hazretlerine sevgisini de şöyle açıklamıştır: “Hasip Efendi’yi tanırım, büyük zattı. Aziz Efendi’yi de okuduğum bir yazısı ile tanıdım, o da büyük bir insandı. Amma şu Bursalı’yı görüyor musunuz, büyükler büyüğü Gümüşhaneli’nin ta kendisi…” 

ALİ ULVİ KURUCU

Merhum Ali Ulvi bey Zahid efendi için şunları ifade ediyorlar: “Hazret ilmiyle, irfanıyla, takvâsıyla, mânevî kemâliyle bir ahlâk abidesi, bir örnek insan idi. En çok gönlümü mest eden tarafları, tevazuu idi.

Hocaefendi’nin bize en çok tesir eden hali, hayatta sünnetleri ihya etmesi, peygamber efendimize uygun yaşaması, yâni hal ve hareketlerini Peygamber S.A.S. Efendimiz’e uydurması idi. Sanki Rasûlüllah’ı görüyor da, o nasıl hareket ediyorsa öyle hareket ediyordu.

Sonra yüksek tahsil gençliğini, hani kurtlar kapar diye kanadını açıp, onları böyle koruması… Talebelerinin içinden hacca gider bakanlar olurdu, sonra profesörler olurdu. Onların böyle bir ana kuş gibi kanadının altına alır, sonra her sene hacca gelir, ekseriya karadan gelirdi. Haccın sadece bir seyahat değil, günahların affı, duaların kabulü olduğunu söylerdi.

Ümmet-i Muhammed’e dua etmeyi bir borç bilirdi.

Arafat’ta en mühim duaları: “Allah’ım! Bütün ümmet-i Muhammed’e rahmeyle… Ümmet-i Muhammed’e rahmeyle…” Defalarca bunu okur okur, ağlarlardı.

 

 

Vefatının 32. yıldönümünde anılıyor

Uzun yıllar vaaz verdiği İskender Paşa Camii’nde birçok kesimden on binlerce insanı irşad eden Türkiye’nin yetiştirdiği ünlü İslam alimlerinden Mehmet Zahit Kotku Hazretleri, vefat yıldönümünde dualarla anılıyor.

TİMETÜRK / Haber Merkezi
Üstün ahlak ve faziletiyle hatırlanan Mehmet Zahit Kotku Hazretleri, vefatının 32. yıldönümünde dualarla yâd ediliyor. Birçok alandaki hizmetleri neticesinde ‘Görünmeyen Üniversite’ olarak bilinen Kotku Hazretleri, özellikle yakın siyasi tarihimizdeki çok önemli isimlere de manevi önderlik yapmakla biliniyor.

Bu yönüyle de kendisine “Hocaların Hocası” ünvanı verilen Zahid Kotku Hocaefendi, uzun yıllar imamlığını yaptığı İskenderpaşa Camii ve Dergahında manevi irşat çalışmalarını yürüttü.


83 yıllık bereketli bir ömür
1897 yılında Kafkasya göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mehmet Zahid Efendi Bursa’da doğdu. İlk tahsilini Bursa Oruçbey İbtidaîsi’nde tamamlayan Mehmet Zâhid Efendi daha sonra orta öğrenimi Maksem İdadîsi ve Bursa Sanayi-i Nefîse Mektebi’nde tamamladı.O yıllarda patlak veren Birinci Dünya Savaşı sebebiyle askerliğe çağrılan Zahit Efendi, uzun yıllar askerlik yaptı. Bugün İskender Paşa Dergâhı olarak bilinen Gümüşhanevi Dergâhı ile askerlik görevi sırasında İstanbul’da tanışan Mehmet Zahit Kotku, o yıllarda Dağıstanlı Şeyh Ömer Ziyaeddin Efendi’ye talebe oldu.

Ramuz el-Ehadîs ve Hizb-i Azam, gibi kitapları okutmak üzere diploma alan Mehmet Zahit Kotku Hazretleri aynı zamanda Beyazıt, Fatih ve Ayasofya Camii ve medreselerindeki derslere devam etti.

Dergahlar kapatılınca gittiği Bursa’dan 15 yıl sonra döndü
30 Kasım 1925’te çıkan yasayla birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından İstanbul’dan ayrılarak Bursa’ya dönen Mehmet Zahit Kotku Hazretleri 15 yıl kadar imamlık yaptı.Eski dergah arkadaşı Abdülaziz Bekkine’nin vefatının ardından tekrar İstanbul’a dönen Zahit Kotku Hazretleri, Fatih Zeyrek’te bazı camilerde imamlık yaptı. Ardından 1958 yılında İskender Paşa Camii imam hatipliğine tayin oldu.

Hayatı boyunca etrafında toplananlara vâz ve nasihat ederek yol göstermeye çalışan Mehmet Zahit KOTKU Hazretleri, uzunca bir müddet Pazar günleri ikindi namazının ardından hadis dersleri yaptı.

Ömrünün son yıllarında şiddetli rahatsızlıklar geçiren Zahit Kotku Hazretleri Hicaz’a gitti. Kutsal topraklarda rahatsızlığı iyice artan Zahit Kotku Hazretleri ağır hasta olarak 1980 yılının Şubat ayında dönmek zorunda kaldı.Ağır hastalığına rağmen Ramazan ayında oruçlarını aksatmadan tutan Zahit Kotku Hazretleri, 13 Kasım 1980 tarihinde Hakk’a irtihal eyledi. Hocaefendi’nin cenazesinde büyük bir insan seli yaşanmış, cenaze, kılınan namazın ardından Süleymaniye Camii Haziresi’ne kendisinden feyz aldığı hocalarının yanına defnedilmişti.


Hocaların hocası
Bugün akademiye yıllarını vermiş isimler için kullanılan ‘hocaların hocası’ tabiri Mehmet Zâhit Kotku’nun en çok bilinen sıfatlarından biri olarak kayda geçti.

Yazılı türde pek çok eser bırakan Zahit Kotku Hazretleri, özellikle de yetiştirdiği insanlarla öne çıktı. Zahit Kotku; merhum Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi, Turgut Özal, Korkut Özal, Cevat Ayhan, Prof. Dr. Cevat Akşit ve daha bir çok ismin hocası olarak saygıyla hatırlanıyor.

Müslümanların birliği için çalıştı
Müslümanların içine kapanık bir hayat sürmemesi gerektiği düşüncesinde olan Hocaefendi, bu gayeyle kurumsallaşmaya büyük önem vererek, Müslümanların birliği için çok önemli çalışmalar yürüttü.Türk siyasi hayatında Müslümanların ilk olarak temsil edildiği parti olması bakımından büyük önem taşıyan Milli Nizam ve ardından Milli Selamet Partisi’ne desteklerini esirgemeyen Zahit Kotku Hazretleri, üniversite camiasından da çok sayıda insanı yetiştirerek ülkeye büyük hizmetlerde bulundu.

Zahid Kotku Hazretleri, talebelerinin yanında çok önemli eserleri de gelecek nesillere bıraktı. Mehmed Zahid Kotku’nun beş ciltlik Tasavvufî Ahlâk adlı eseriyle Dua Mecmuası, Cennet Yolları ve Müminlere Vazlar adlı eserleri bulunuyor.

 

Mehmet Zahid Kotku Kimdir? Neler Yapmıştır? Biyografisi..

Gümüşhânevî Dergâhı şeyhi Mustafa Feyzi Efendinin önde gelen talebelerinden. İsmi Mehmed Zâhid, soyismi Kotku`dur. Hoca Efendi lakabıyla da tanınmıştır. Babası İbrâhim Efendi, annesi Sâbire Hanımdır. 1897 (H.1315) senesinde Bursa`da doğdu. 1980 (H.1401) senesinde İstanbul`da vefât etti. Kabri, Süleymâniye Câmii hazîresindedir.

Âilesi Şirvân`a bağlı, eski bir hanlık merkezi olan Nuha`dandır. Kafkasya`da bir dağ eteğinde bulunan ve ipekçiliği ile meşhûr olan bu yöreden Osmanlı-Rus Harbi sırasında Anadolu`ya gelen âilesi, Bursa`ya yerleşti. Babası İbrâhim Efendi, Bursa Hamzabey Medresesinde tahsîlini tamamlayıp, çeşitli câmi ve mescidlerde imâmlık yaptı. Bu sırada Bursa Kaleiçi Filiböz Mahallesi Türkmenzâde Çıkmazındaki evlerinde Mehmed Zâhid Efendi dünyâya geldi.Mehmed Zâhid Efendi üç yaşındayken annesi Sâbire Hanım vefât etti. Babası İbrâhim Efendi,Dağıstan muhâcirlerinden Fâtıma Hanımla ikinci evliliğini yaptı.

Mehmed Zâhid Efendi ilk tahsîlini Bursa Oruçbey İbtidâîsinde yaptı. Orta öğrenimini ise Maksem İdâdîsi ve Bursa Sanâyi-i Nefîse Mektebinde gördü. O sıralarda patlak veren Birinci Dünyâ Harbi sebebiyle on sekiz yaşındayken askere çağırıldı. Senelerce askerlik yaptı. Çok tehlikeli günler geçirdi.Hastalıklar atlattı. Ordunun Suriye`den çekilmesi üzerine binbir güçlükle İstanbul`a dönebildi. Yirmi beşinci Kıt`a Şûbe Yazıcılığı vazîfesiyle askerliğe devâm etti. Askerlik vazîfesi sebebiyle İstanbul`da kaldığı müddet içinde çeşitli dînî toplantılara, özel derslere ve câmilerdeki vâzlara devâm etti. Bilhassa Seydişehirli Abdullah Feyzi Efendinin sohbetlerine devâm etti.

Bir Cumâ namazını Ayasofya Câmiinde kıldıktan sonra, Vilâyet karşısındaki Fatma Sultan Câmii yanında bulunan Gümüşhânevî Dergâhına gitti. Dağıstanlı Şeyh Ömer Ziyâüddîn Efendiye intisâb edip, talebe oldu. Onun sohbet ve derslerinde bulunarak tasavvuf yolunda ilerledi. Ömer Ziyâüddîn Efendinin vefâtı üzerine, yerine geçen Tekirdağlı Mustafa Feyzi Efendinin sohbetlerine devâm etti. Tasavvuf yolundaki vazîfesini tamamlayıp, hilâfet aldı. Râmûzü`l-Ehâdîs, Hizb-i A`zam, Delâil-i Hayrât ve Kasîde-i Bürde okutmak üzere icâzet, diploma aldı. Bu arada Bâyezîd, Fâtih ve Ayasofya Câmii ve medreselerindeki derslere devâm etti. Bu sırada hâfızlığını tamamladı.Ayrıca Hacı Hasîb Efendiden kırâat ilmi ve fıkıh icâzeti aldı. Hocasının işâreti üzerine çeşitli kasaba ve köylere giderek İmâm-Hatiplik yaptı ve insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı.

Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra Bursa`ya dönen Mehmed Zâhid Efendi, 1929 senesinde babası İbrâhim Efendinin vefâtından sonra onun yerine Bursa`nın İzvat köyünde İmâm-Hatiplik vazîfesine başladı. On beş yıl kadar süren bu vazîfeden sonra, Bursa il merkezindeki Üftâde Câmii Şerîfi İmâm-Hatipliğine tâyin edildi. Kaleiçi`ndeki baba evine yerleşti. 1945-1952 yılları arasında buradaki vazîfesine devâm etti. 1952 senesi Aralık ayındaGümüşhânevî Dergâhı postnîşini ve eski dergâh arkadaşı Kazanlı Abdülazîz Bekkîne`nin vefâtı üzerine talebelerinin ve sevenlerinin ısrarlı dâvetleriyle İstanbul`a taşındı. Fâtih Zeyrek`teki Çivizâde Câmii İmâm-Hatipliğine tâyin edildi. Bir ara yine Zeyrek`teki Ümmügülsüm Mescidinde İmâm-Hatiplik yaptı.Ekim 1958 târihinde Fâtih İskenderpaşa Câmiine naklolunarak vefâtına kadar bu vazîfede kaldı.

Gerek Bursa`da gerekse İstanbul`da bulunduğu sırada etrâfında toplananlara vâz ve nasîhat ederek yol göstermeye çalıştı. Pazar günleri ikindi namazlarını tâkiben devamlı ders verirdi. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî hazretlerinin derlediği Râmûzü`l-Ehâdis isimli hadîs-i şerîf kitabını okuyup açıklardı. Selâmlaşmanın önemiyle ilgili; “Selâmı yayınız.” hadîs-i şerîfini açıklarken: “Selâm sâdece iyi dilek ve temennîlerin sözle ifâde edilmesinden ibâret kuru bir görev değildir. Gerçekte selâm, yolda karşılaştığımız bir kardeşimizin ihtiyâcının var olup olmadığını, varsa bizimle giderilebilecek bir tarafının bulunup bulunmadığını, öğrenip elimizden geleni yaptıktan sonra yola devâm edip gitmektir.” buyurdu.

Müslümanların birlik ve berâberlik içinde bulunmaları gerektiğini açıklarken de şöyle buyurdu: “Görmez misin ki, yağmur ne kadar çok yağarsa yağsın, tânecikleri hemen birleşir, toplanırlar. Derken dereler, nehirler meydana gelir. Netîcede bunlar barajları doldurur. Enerji santrallerini işletir, arâziyi sular, şehirlerin elektriğini temin ederler. Bu nîmet sâyesinde insanlar rahata kavuşur, işleri kolaylaşır. Bu ne büyük bahtiyarlıktır. Bundan ibret almalı, birlik ve berâberliğimizi temine çalışmalıyız. Tek tek hareket edersek, hepimiz helâk oluruz. Ne kadar dindâr olursan ol, birlik ve berâberliği her işin üstünde tutmadıkça, herkes kendi başına buyruk hareket ettikçe bir yere varılmaz.” diyerek müslümanların her iş ve hareketlerinde tek yürek, tek kuvvet olması gerektiğine işâret etti.

Son yıllarını rahatsızlıklar içinde geçiren Mehmed Zâhid Efendi, şiddetli ağrılarına rağmen sohbetlerine devâm etti. 1979 senesi yazında uzunca bir süre kalmak niyetiyle gittiği Hicaz`dan 1980 senesi Şubat ayında ağır hasta olarak döndü. Mart 1980`de ameliyat edildi. Ameliyattan sonra tedrici olarak düzeldi. Hattâ 1980 Ramazan orucunu aksatmadan tuttu. Terâvih namazını hatimle kılıp, vâzlarına devâm etti.Hac mevsimi gelince, hac vazîfesini yerine getirmek üzere mübârek topraklara gitti. Fakat hastalığı tekrar nüksetti. Hac vazîfesini güçlükle îfâ edip, sevgili Peygamberimizin kabr-i şerîfini ziyâret ettikten sonra Kasım 1980`de ağır hasta olarak İstanbul`a döndü. Dönüşünden bir hafta sonra 13 Kasım 1980 (Muharrem 1401) Perşembe günü öğleye yakın vefât etti. Cenâzesi 14 Kasım Cumâ günü İstanbul Süleymâniye Câmiinde Hacı Mahmûd Efendi tarafından kıldırılan cenâze namazından sonra, İstanbul Süleymâniye Câmii hazîresinde hocalarının yanına defnedildi. Kabri sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir.

Mehmed Zâhid Efendi; güler yüzlü, sevimli bir zâttı. Mütevâzî, azîm sâhibi, hiç kimsenin gönlünü kırmamaya önem verirdi. Tanıdığına, tanımadığına selâm verir, güler yüz gösterir, gönüllerini alırdı. Hâfızası kuvvetli, konuşması samîmî idi. Çoğu zaman halk telaffuzu ile konuşur, karşısındakine konuşma fırsatı verirdi. Kimseden doğrudan doğruya bir şeyi istemez, kapalı sözlerle ifâde ederdi. Anlaşılmazsa sabrederdi. Hiçbir zaman şeyhlik tavrı takınmaz, kendisini ve makâmını büyük bir mahâret ve tevâzû ile gizlerdi. Gece ve sabah ibâdetlerine riâyet eder, talebelerini de buna teşvik ederdi.

ESERLERİ

Ömrünü hizmete adayan Mehmet Zahid Kotku Hazretleri, bugün de insanlığın önünü aydınlatmaya devam eden çok sayıda eser verdi. Bunlar; Tasavvufî Ahlâk (5 cild), Cennet Yolları, Mü’minlere Vaazlar (2 cild), Ehl-i Sünnet Akaidi, Ana Baba Hakları, Hadislerle Nasihatlar (2 cild), Nefsin Terbiyesi, Tezkiretül-Evliyâ Tercümesi, Risâle-i Hàlidiyye Tercümesi, Evrâd-ı Şerif, Faydalı Dualar ve 32 Farz Mecmuası, Yemek Adâbı. Ayrıca Hocaefendi’nin konuşmaları derlenerek de Zikrullahın Faydaları, Özel Sohbetler, Peygamber Efendimiz, Tenbihler gibi kitaplar hazırlanmıştır.

 

KAYNAKLAR

1-Güncel Meseleler-2-Esad Coşan /Seha Neşriyat

2- http://www.kadinveaile.com/aile3/gunisigi/yazilar.asp?x=158

3-Cevaplar.org

5- Râmûzü`l-Ehâdîs Tercümesi Önsözü
6- Cihâd Önderleri; s.213
7- İslâm Dergisi; c.5, sayı 51, s.28

8-nedirkimdir.org

 

Check Also

İhsan Kasım Salihi’den Hatıralar

    İhsan Kasım Salihi   15-20 sene önce  Irak’ta beraber olduğu hem Risale-i Nur talebesi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir